OKUL VE SIRA ARKADAŞIM, BAŞARIYA ULAŞMAK İÇİN VERDİĞİMİZ MÜCADELE CESARET KAYNAĞIM, BACANAĞIM İŞ ORTAĞIM KARDEŞİM OSMAN

Osman - Ali Kemal
Osman – Ali Kemal

Hatıra ve anılarımı yazarken tek başıma yaşadığım olayları anlatıyorum. Yazmaya başladığım zaman ben 67 sen 66 yaşındaydın. Şimdi ben 70 yaşına sen ise 69 yaşına girdik. Anılarımın bir çoğunu çoğul anlatarak yazmaya çalıştım, çünkü yaşadığımız acı tatlı olayların büyük çoğunluğunda ikimiz hep birlikteydik.

Senden bir yaş büyük olmama rağmen küçük yaşlarda başlayan aramızdaki kardeşlik sevgisi, saygısı ile birlikte yaşam mücadelesi içerisinde bana hiç bir zaman adımla Ali Kemal diye hitap etmedin.

Hangi şartlarda olursak olalım küçükken kavga ettiğimiz zamanlarda dahi hep bana abi dedin. Sadiye, Fatma, Türkan ablalarımızdan sonra erkek çocuk olarak ben sen ve en sonunda Hlimi doğmuş. Toplam üç kız üç erkek 6 kardeşli büyük bir aile içerisinde büyüdük.

Ali Kemal, Osman, Mustafa ve Lütfi Can
Ali Kemal, Osman, Mustafa ve Lütfi Can

Rahmetli babam ve annem üç kız çocuklarından sonra erkek çocuklarının olmasını çok istemişler. Peş peşe üç erkek çocuklarının olması sonunda çok sevinmişler. Köy yaşamında erkek çocukları ailelerin soyadının devamı ve köy hayatında iş yapacak kişi olması bakımından çok istenirdi.

Babam anneme “Üç erkek çoçuğumuzun olmasından zarar gelmez tam tersi hayatta her zaman biri birlerine yardım ederler” demiş.

Babamın dediği gibi bu yaşımıza geldik tüm yaşamımızda hep birlikte olduk. Ben 6 Mayıs 1947 tarihinde doğmuşum, sen de 1948 yılının kasım ayında doğmuşsun. Yaklaşık aramızda 1.5 yaş var.

Osman Başaran Ailesi, çocukları ve torunları ile birlikte
Osman Başaran Ailesi, çocukları ve torunları ile birlikte

Annemin 5. Çocuğu olarak sen doğduktan sonra annem “Çocuklarıma nasıl bakacağım, köy işlerini ne zaman yapacağım” diye kara kara düşünmeye başlamış. Ben doğduğum zaman rahmetli Sadiye ablamı çocuklara baksın diye ilkokula babam göndermemiş. Okuma yazmayı öğrenmeden hakkın rahmetine kavuştu Allah rahmet eylesin.

Böyle bir ortamda Konya’da yaşayan Hasan Hüseyin dedem ve babaannemin (Emine Annemin) teklifleri ile biz Konya’da daha iyi bakarız diyerek beni 2,5 yaşında Konya’ya götürmüşler.

Ben Konya’da sen köyde yaz günlerinde birlikte olmuşuz. Ben 7 yaşında Konya’da sende 6 yaşında köyde aynı sene ilk okula başladık. Ben ilkokul 1. ve 2. Sınıfı Konya’da okudum. Dedemin köye dönmesi ile birlikte köyümüzün ilk okulunda 3. sınıfında aynı sırada birlikte okumaya başladık.

Osman Başaran, Oğlu Haydar Başaran’la birlikte
Osman Başaran, Oğlu Haydar Başaran’la birlikte

Okula birlikte gider derslerimize birlikte çalışırdık. Sınıfımızın en çalışkan öğrencileriydik. İlkokulun ilk iki sınıfını Konya’da okuyup köye gelen bir çocuğun yeni köy ortama alışmasında ve adapte olasında en büyük yardımı sen yapmıştın.

Babam vefat ettiğinde annem 43 yaşında, Türkan ablam 19, ben 17, sen 16, Hilmi 14 yaşındaydık. Sadiye ve Fatma ablamlar evlenmişler Konya’da oturuyorlardı.

Babam’dan kalan iki atı, arabayı ve pulluğu Pas Ahmet’in Mehmet’e 2000 liraya satarak Rahmetli babamın kalan borçlarını ödedik o dönem sen Şeker Fabrikası’nda çalışıyordun.

Garipler Mahallesi’nde Hüseyin eniştenin bodrumundaki tek odada hep birlikte kalıyor, babamın yokluğundaki yeni yaşamımıza alışmaya ve hayatla mücadele etmeye çalışıyorduk.

Vehbi dayımın damadı Emin Ceran eniştenin yardımı ile 1965 yılı Eylül ayında Konya Şeker Fabrikasına kampanya döneminde meydan işçisi amele olarak işe başladım.

Ben 350 lira aylık, sende 550 lira aylık aldığın için parsal olarak bir sıkıntımız yoktu ama evimizin direği babamızın yokluğunda yaşamaya kolay kolay alışamadık.

Beni Şeker Fabrikası’nda 6 aylık kampanya döneminden sonra bütün kampanya işçileri ile birlikte işten çıkarttılar. Elektrikçilerin yanında çalışmak için iş aradım ama bulamadım.

Rahmetli Şükrü Çelen’in (Koca Şükrü Ağa) yardımıyla Hükümet konağının arkasında Kayalı Park’ın yanındaki Sinangil Petrol Ofisi’nde pompacı olarak 1966 yılı Mayıs ayında çalışmaya başladım.

Sen Konya Şeker Fabrikası’nda çalışmaya devam ediyordun, yaklaşık 18 ay çalıştıktan sonra işten ayrıldın. Bir müddet Sinangil Un Fabrikası’nda elektrikçi olarak çalıştın sonra Eğitim Enstitüsü’nde elektrikci olarak çalışmaya başladın.

1967 yılında İstanbul Yıldız Teknik Okulu imtihanlarına girmek için derslere çalıştın. O yıl yapılan imtihanlarda Yıldız Teknik Okulu akşam Elektrik Mühendisliği bölümünü kazanarak İstanbul’a gittin.

Ben petrol ofisinde pompacı olarak çalışmaya devam ediyordum, Hilmi’de bir elektrikçinin yanında çırak olarak çalışıyordu. Annemle birlikte Garipler Mahallesi’ndeki bodrum kattaki tek gözlü odamızda oturmaya devam ediyorduk.

İstanbul Yıldız Teknik Okulu akşam Elektrik Bölümü 1. sınıfını ikmale kalmadan direk geçerek Konya’ya geldin, bizleri çok çok sevindirmiştin.

Senin İstanbul’da ki bir yıllık eğitimin sonunda sendeki değişiklikler hemen fark ediliyordu.

Ben petrol ofisindeki pompacılık görevime devam ediyordum ama bu işin sonunun olmadığını düşünüyor ancak Elektrik Mühendisi olursam daha iyi ortamlarda çalışabileceğimi rahat bir yaşam içinde olacağımı düşünüyordum.

Senin verdiğin destek ve cesaretle bende İstanbul Yıldız Teknik Okulu imtihanlarına girmeye karar vererek derslere çalışmaya başladım.

1968 yılında girdiğim Yıldız Teknik Okulunun ilk imtihanını kazanamadım. O yıl 20 yaşına girmiştim ya askere gideceğim yada özel mühendislik okuluna kaydımı yaptırarak askerliğimi tecil ettirecektim.

Yine senin desteğin ile İstanbul Beşiktaş’ta Özel Işık Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu’na okul ücretini yatırarak kayıt oldum askerlik tecilimi yaptırdım.

İstanbul’daki birlikteliğimiz 1968 yılında başladı. Sen 1972 yılında İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinin Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldun.

Sınıf arkadaşın İsmail Yıldız’ın abisinin daveti ile Avusturya’ya gittiniz. 4 yıl aynı evde kalmış aynı okula devam etmiştik, okul ve iş hayatında yaşadığımız problemlerin çözümünde biri birimize çok yardımcı olduk.

İkimizde gündüz işe gidiyor akşam okula devam ediyorduk. Boş zamanlarımızda mühendislik bürolarından aldığımız elektrik projelerini birlikte çizerdik.

Sen Avusturya’da yaklaşık üç yıl kaldın, bu süre içerisinde Türkiye’ye hiç gelemedin. O yıllarda yurt dışı telefon görüşmeleri çok zor olduğu için biri birimize yaklaşık 10-15 sayfalık uzun uzun mektuplar yazarak hem sohbet ederdik hem de hasretliğimizi gidermeye çalışırdık.

İstanbul’dan sana posta ile gazete gönderir sende haberleri okur vatan hasretini giderirdin.

Ben 1974 yılında İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Elektrik Mühendisliği Bölümünü bitirdim. 1975 yılında askere gittim. Yedek subay askerlik süresi 16 aydı ama ben Kıbrıs harekatı sonucu 18 ay yaptım.

O yıl askere gidecek yedek subay adaylarının yığılmalarını azaltmak için Üniversite ve yüksek okul mezunlarına çıkartılan kanunla 6 aylık kısa dönem askerlik yapma hakkı tanıdılar.

Sen o haktan yararlanarak İskenderun Deniz Kuvvetleri’nde kısa dönem askerliğini yaptın. Ben senden 6 ay önce Deniz Kuvvetler Yassıada Eğitim Tesisleri’nde başladığım askerlik görevimi senden 6 ay sonra toplam 18 ay yaparak her ikimizde deniz kuvvetlerinde akerliğimizi bitirdik.

Sen askerlik dönüşü İstanbul’da AEG firmasında işe başladın, bir müddet sonra Konya Çimento Fabrikası’nda çalışmaya başladın. 1976 yılında çimento fabrikasının montaj işi bittiği için ayrıldın. Benim askerliğim bitmişti, Konya’ya geldim. Birlikte Nalçacı Caddesi Yeşil Meram Sitesi altında dükkan kiraladık. Başaranlar Mühendislik Ticaret ismini verdiğimiz büromuzda serbest elektrik mühendisi olarak proje ve taahhüt işlerini yapmaya başladık.

Ben rahmetli kayınbabamız Haydar Koyuncu’nun 3. Kızı Ülker ile 10.04.1977 tarihinde evlendim, sen de yaklaşık 20 ay sonra 24.11.1978 tarihinde Haydar Koyuncu babanın 5. kızı Kübra Yurdagül ile evlendin, senininle bacanak olduk.

Konya Şeker Fabrikasının yönetiminde söz sahibi olan Avukat Haydar Koyuncu’nun kızı Ülker hanımla ben şeker fabrikasında geçici işçi, amele olarak çalıştığım 1965 yılından 11 yıl sonra 1977 yılında evlendim.

Sende en küçük Kızı Kübra Yurdagül ile 12 yıl sonra 1978 yılında evlendin.

Biz 1965 yılında Şeker Fabrikası’nda çalışırken o fabrikanın yönetiminde söz sahibi olan Avukat Haydar Koyuncu’ya fabrikada işçi olarak çalışan öksüz iki kardeşle senin kızların evlenecek sende evlenmelerine yardımcı olacaksın deselerdi belki imkansız derdi.

Ama Allah nasip etti ve yazdı ise onun önüne kimse  geçemez.

Senin Kübra Yurdagül ile evlenmen ailemizi ve seni tanıdıkları için daha kolay oldu. 1. Çocuğun Lütfi Can 1979 tarihinde doğdu. İlkokulu Özel Gündoğdu ilkokulunda okudu. Meram Anadolu Lisesi’nin imtihanını kazandı, ortaokulu Meram Anadolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünü dereceye girerek kazandı. Baba ve amca mesleğini seçerek elektrik mühendisi oldu.

Askerliği bitirdikten sonra arkadaşımız hemşehrimiz rahmetli Mimar Ali kızı 1983 doğumlu Bilgisayar Mühendisi Aydolu ile evlendi.

Bu evliliklerinden ilk çocukları Hatice Kübra 2010’da doğdu. İkinci çocukları Fatma Beyza 2015 yılında doğdu. Bu yazıyı yazarken üçüncü çocuğu Ali Osman 2017 tarihinde doğdu.

1976’da kurduğumuz Başaranlar Mühendislikte ikinci kuşak Elektrik Mühendisi ve şirket ortağı olarak çalışmaya başladı. Yeni kuşak elektrik mühendisi olarak şirketimize bir canlılık ve ivme getirdi.

  1. Çocuğun Haydar 1983 tarihinde doğdu. O da ilk orta ve Meram Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra Selçuk Üniversitesi Mimarlık bölümünden mezun olarak Mimar oldu. Sınıf arkadaşı 1984 Antalya doğumlu Mimar Şeyma ile evlendi.

Bu evliliklerinden ilk çocukları Osman Taha 2008’de doğdu, ikinci çocukları 2013’te Amine doğdu. Mimar Haydar’da Başaranlar Mühendislikte şirket ortağı olarak aydınlatma bölümünün yöneticisi konumunda çalışmaya başladı.

  1. Çocuğun Zeynep 1990’da doğdu. Tekstil ve moda konularında çalışmalar yapıyor. Seninle küçük yaşta başlayan birlikteliğimizi Allah sağlıklı ve mutlu günlerde bir ömür boyu devam ettirsin inşallah.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir