AVCI MEHMET AĞA İLE KAHYASI BİRLİKTE AVA ÇIKMIŞLAR

Köyde avcın Mehmet Ağa kahyası ile birlikte ava çıkmışlar. Akşama kadar pek bir şey vuramamışlar.
Akşam avcılar kahvehanesine gelmişler, içerdeki kişiler ağanın etrafına toplanmışlar çaylar söylenmiş sigaralarını yakmışlar çayları içmeye başlamışlar.
Kahvehanedekiler Avcı Mehmet Ağa’dan ve yardımcısından o günün av hikayesini dinlemek isterler.
Bunu bilen Avcı Mehmet Ağa başlamış anlatmaya, bu sabah ava kahyam ile beraber çıktık.
Tüfeğimi kılıfından çıkarttım hemen sağ tarafımdan bir ayı sesi duydum.
Tüfeğimi ayı kurşunu ile doldurdum sesin geldiği tarafa doğru ateş ettim ayıyı vuramadım, ama sol taraftan geçen çok büyük bir geyik vurdum can çekişiyor bıçağımla hemen kestim der.
Kahvehanedeki onu dinleyenler ve diğer avcılar hemen itiraz etmişler.
Mehmet Ağa bu nasıl olur, olması da mümkün değil sol taraftaki ayıya attığın kurşunla sağ tarafta ki geyiği nasıl vuruyorsun.
Mehmet Ağa yutkunmaya başlar ne cevap veremeyeceğini düşünürken kahyası
hemen devreye girer ben gördüm yanındaydım anlatayım der.
Başlar anlatmaya Mehmet Ağa doğru söyledi sol taraftaki Ayı’ya attı vuramadı ama aynı kurşun sert granit kayaya çarptı ve yön değiştirdi sağ tarafta kaçan Geyiği vurdu der.
Dinleyenler pek inanmazlar ama görgü şahidi var ağaya karşı seslerini çıkartamazlar kabul ederler.
Mehmet Ağa hızını alamaz anlatmaya devam eder. Bir kurşun ile tavşanın dört ayağınından, kulaklarından, burnundan ve kuyruğundan vurdum der.
Kahvehanede’ki diğer avcılar yok artık bu kadar da atılmaz diye itiraz ederler.
Mehmet Ağa cevap verecek anlatayım derken, onun anlatamayacağını bilen kahyası tekrar devreye girer ben gördüm yanındaydım der.
Başlar anlatmaya Mehmet Ağa ile pınarın başına su içmek için yürürken pınardan su içen bir tavşanı gördük dört ayağını birleştirmiş, iki kulağını da ayaklarının arasında almış, burnu ile su içen tavşanın arkasına bir kurşun attı burnundan, dört ayağından, iki kulağından ve kuyruğundan vurdu ben gözlerimle gördüm der.
Mehmet Ağayı söylediği yalandan kurtarmış.
Avcı Mehmet Ağa hızını alamamış anlatmaya devam ediyor akşama doğru ormanda giderken bir sülün sürüsü kalktı önümden, hemen tüfeğimle nişan aldım bastım tetiğe ama ses seda yok bu kadar sülün içerisinde vuramadım galiba der.
Kahvede onu dinleyenler ve diğer avcılar nihayet doğru söyledi diye düşünürken, Mehmet Ağa devam eder aradan 5 dakika geçmedi ki çalıların içerisine pof diye bir ses duydum der.
Oda ne bir tepsi içerisinde nar gibi kızarmış üzeri salçalı ve bol sarımsak soslu bir keklik nar gibi kızarmış şekilde önüme düştü der.
Bizim akşam yemeğimiz galiba dedim der. Mahya koştu çalıların içinden aldı getirdi der.
Ama diğer avcı arkadaşları Mehmet Ağa atılırda bu kadarı olmaz diye itiraz ederler.
Nasıl oldu Mehmet Ağa anlat bakalım derler, anlatmasına imkan yok ama yutkunur, öksürür herkesin gözü Mehmet Ağa’da ama tık yok.
Hemen Mehmet Ağanın kahyası tekrar devreye girer ben gördüm şahidim der. Başlar anlatmaya sülün sürüsüne attı vuramadı ama tüfekten çıkan saçmalar onlarla birlikte uçan bir kekliğe isabet etmiş kekliği vurdu der.
Dinleyenler kızarmış soslu keklik tepsi içinde nasıl düştü önünüze diye sorarlar.
Kahyası her zaman olduğu gibi ağayı kurtarmak için anlatmaya başlar.
Vurduğu Keklik yüksekten bol çakmak taşlı kayalıkların üzerine düşmüş, çırpına çırpına ölürken çakmak taşlarının çıkardığı kıvılcımı ile kuru otlar tutuşturmuş otlar yanmaya başladı .Yanan ot ve çalılarla beraber kekliğin hem tüyleri ütülmüş ve de nar gibi kızarmış der.
Ağanın kahyası biraz duraklamış, Mehmet Ağaya dönmüş Ağa Ağa ağzından çıkanı kulağın duymuyor galiba ne halt ettin kekliği kızarttım buraya kadar getirdim.
Ama bundan sonra ormanda tepsiyi nereden bulacağım, keklik tepsinin içine nasıl düşecek, üzerine bol sarımsaklı sosu nasıl dökeceğim bunun cevabını da sen ver ağa der.
Kahvehanede desteksiz atarak her şeyi vurduğunu zanneden kahya
sayesinde yalanına kılıf bulup dinleyenlere kabul ettirmeye çalışan avcı Mehmet Ağa’nın düştüğü duruma gülmeye başlarlar.
Bu avcı hikayesinde olduğu gibi yaşanmamış olayları yaşanmış gibi anlatan olayların benzerlerini siyasi hayatımızda ve devlet yönetiminde çok ve sıklıkla karşılaşıyoruz.
Mecliste görev yapan Milletvekillerimizin ,Bakanlarımızın Genel müdürlerimizin yanlarında maşallah palavracı avcı Mehmet Ağanın yardımcısından daha becerikli daha fırıldak yardımcılarının olduğunu görmekteyiz.
Bakanlar, Milletvekilleri Bürokratlar yardımcılarını seçerken yıllardır böyle işini bilen konusunda deneyimli üç dört dil bilen dünyaca ünlü üniversiteleri bitirmiş olması da önemli değil.
Günümüz’de Bakanlar, Milletvekilleri, Bürokratlar Mehmet Ağanın yardımcısı gibi işi bilen işe gitmeyen yardımcılar sayesinde söyledikleri yalanları dinleyicilerine ve halka doğru gibi anlatsın. Kendilerini zor durumdan kurtarsınlar.
Ali Kemal Başaran