İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (YILDIZ) o yıllarda sanat okulu mezunlarını alan tek okuldu. Türkiye’nin çeşitli illerinde yapılan birinci imtihanı kazananların İstanbul’da yapılan matematik ve teknik resim imtihanlarında başarılı olan öğrencilerin girebildiği yüksek okuldu.
1968-1969 öğretim yılında imtihanı kazanarak akşam elektrik bölümünde eğitime başalamak için 60 kişi bir araya gelmiştik.
Akşam bölümlerinde eğitim gören öğrencilerin büyük kısmı ailelerinin eğitim süresince para göndermesi çok zor ekonomik durumu yeterli olmayan öğrencilerin çoğunluktaydı.
Gündüz bir işte çalışıp gece tahsiline devam ederek elektrik mühendisi olamak için çaba sarfeden mücadele eden öğrencilercilerin bir araya geldiği sınıftı.
Arkadaşlarımızın çoğu gündüz çeşitli işlerde 8 saat çalışıp akşam saat 18 başlayan derslere yetişmek için akşam yemeğini okulun karşısındaki küçük lokantada çoğu kez kuru pilav yiyerek veya otobüs durağında aldığımız bir simitle karnımızı doyurmaya çalışırdık.
Derslerimiz 10.30 sona erince son otobüsü, vapuru kaçırmamak için bir çok kişinin uyku modunda olduğu zaman içerisinde bizler günün yorgunluğuyla beraber evimize gitmek için yollardaydık.
1968-1969 yılında zor şartlarda başlayan eğitimimiz o dönemleri hatırlayanların çok iyi bildiği çeşitli sıkıntıların yaşandığı bazılarının övünçle bahsettiği 68 kuşağı öğrencileriydik ama bazı öğrencilerin olduğu gibi hiç kimsenin uşağı değildik. Üniversite, akademi ve yüksek okullarda başlayan boykot ve okul işgaller, sokağa çıkma yasağı öğrenci evleri ve yurtları sabaha karşı polis ve askerler tarafından didik didik arandığı bir yıldı.
Öğrenci olayları ve boykotlar bizler gibi gündüz çalışıp, gece okula giden sözde değil özde gerçek emekçi öğrencileri çok zor durumda bırakmış ne sağda ne solda aktif olarak yer almamız ekonomik olarak zaman olarak mümkün değildi. Tek düşüncemiz bir an önce elektrik mühendisi olarak okuldan mezun olup çalışmaya başlamak ailemize maddi olarak yardımcı olmaktan başka düşüncemiz yoktu.
1974 yılında sınıfımızın büyük çoğunluğu 5 yıllık okulu sene kaybetmeden mezun oldu çoğumuz önce askerlik, sonra iş sonra da eş prensipiyle yeni hayatımıza başladık. Doğduğun yer değil doyduğun yer sözüne uygun olarak ülkemizin çeşitli yerlerinde kamuda, özel sektörde, kendi iş yerinde elektrik mühendisi olarak çalışmaya başladık.
45 yıl içerisinde çok arzu etmeme rağmen 5-6 sınıf arkadaşım dışında irtibatım olmadı sosyal hayatın ve siyasetin içinde olan ayrıca 32 yıl elektrik mühendisler odası Konya temsilcisi olarak görev yaparken okul arkadaşlarım nerelerde acaba diyerek kendime hep sordum.
Haç görevini yaparken Mekke’de Arafat’ta vefat ederek Hakkın rahmetine kavuşan sıra arkadaşım Tuncay KOCAMAN’dan başka kimler vefat etmiş, hayatta olan arkadaşlarımızın sağlık durumu hakkında bilgi edinmeye çalıştım.
Geçen yıl ekim ayında irtibat sağlayabildiğimiz 50 yıllık sınıf arkadaşlarımı Başaranlar Termalde misafir etmek istedim. Ama çeşitli sebeplerden bu toplantımıza Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK ve Abdurrahman SÜRÜÇ eşleriyle katıldı. Davetime az sayıda arkadaşımın katılması beni ve Mehmet Ali’yi karamsarlığa düşürmedi tekrar daha büyük katılımla bir arada olmak için çalışmalara başladık.
Bu yıl 26-29 ekim tarihinde 45 yıldır görmediğim haber alamadığım arkadaşlarımı tekrar davet ettim bu toplantımıza başta Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK ve diğer arkadaşlarımın yardımıyla 15 kişi ailesiyle geleceğini bildirdi. Çeşitli sebeplerden 3 arkadaşımız katılamadı ama 10 arkadaşımız ailesiyle 2 arkadaşımızda ailesiz katıldı.
45 yıldır biri birimizi görmeyen arkadaşlarımızla karşılaşınca yıllar hepimizi çok değiştirmiş yıpratmış ama özlemlerimiz silinmemişti yeniden 50 öncesi yeniden tanıştık. Ayrılmadan önce hepimizin ak düşmemiş gür saçlarımız, bıyıklarımız vardı.
Şimdi saçlarımız dökülmüş kalanlar beyazlaşmış ama insan şahsiyetinin oturup istikrara kavuştuğu, gelip geçici heveslerin son bulduğu zaman diliminde olduğumuzu gördük.
Arkadaşlarımızın tamamının saçları ağarmış dökülmüş ama bu saçları değirmen damında ağartmadığını 45 yıllık elektrik mühendisliği mesleğini ülkenin her yerinde başarılı bir şekilde icra etmenin mutluluğunu kırışmış çizgili yüzlerle biri birimize uzun uzun mikrofonda anlattık.
Maziye bir bakıver neler neler yaşadık şarkı sözüne uygun 45 yıl öncesi Türk sanat müziğine aşina olan İstanbul beyefendisi Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK ve Afyonun bas bariton Yaşar ÖZEL sesiyle ev arkadaşım Abdurrahman ŞÜRÜÇ’ün verdikleri Türk sanat müziği konseri unutulmaz güzellikteydi.
Cami yıkılsa da mihrap kalır derler yaş yetmiş ama iş geçmemiş olduğunu gösterdiler bize çok çok mutlu olduk. Söylenen güzel sözlerden okunan şarkılardan sonra yine yeni ve yeniden bir dostluk tazeleme toplantısına dönüştü.
Arkadaşlarımız yanında getirdikleri okul mezuniyet yıllığıyla birlikte okul ve askerlik döneminin siyah beyaz fotoğraflara baktığımızda yüzlerce hatıranın dile gelmesinden ötürü yaşadığımız duygular, bizleri tekrar o günlere götürdü.
Hepimizin şarkıda söylendiği gibi “eski halinden eser yok şimdi” sözüne uygun yıllar neler götürmüş 70-75 yaş dilimi arasında olduğu için sağlık bakımından tansiyon, şeker, prostat, göz, kan hastalığı, yürüyüş ve denge rahatsızlığı ve 36.000 volta çarpılmış Allah’ın taktiri yaşayacak ömrü varmış. Allah tarafından takdir edilmiş bir ömür yaşıyoruz ne yaşadığımız ömrü geri getirme, nede geleceği uzatma imkanına sahibiz. Bu ömür bizlere ödünç verilmiş, her gün an be an elimizden çıkıyor ve daha görecek kaç günümüz olduğunu da bilmiyoruz.
45 yıl sonra Başaranlar Termalde buluşup birlikte hasret giderdiğimiz üç gece üç gündüzün nasıl geçtiğini bilemedik.Toplantıya eşleriyle birlikte katılan sınıf arkadaşlarım arkadaşlarım Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK, Osman ÖZGEN, Tayfur PAMUKÇU, Selahattin ELEMEN, İsmail Baha MARTI, Aynur AYKOÇ, İsmail BUHARALI, Ömer Faruk AYGÜN, Abdurrahman SÜRÜÇ ve eşleriyle katılamayan Ahmet SÖKMEN, İngiltere’den gelen Hilmi Zafer ÇETİNKAYA’ ya beni mutlu ettikleri çok çok teşekkür ediyorum. Başaranlar Termal arkadaşlarımın ikinci ev olarak ne zaman isterlerse gelebileceklerini bildirdim.
Elektrik Mühendisliği mesleği çok zor ve tehlikelidir, 45 yıl mesleğini başarıyla yapan bizlerin arkasında her şartta desteklerini esirgemeyen, çoçuklarımızı büyüten kıymetli eşlerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu toplantımızda hanımlar sanki 50 yıl önce arkadaş olmuş biri birini 45 yıl görmemiş arkadaşlar misali üç gün içerinde o kadar güzel anlaşıp kaynaştılar ki bizleri kıskandırdılar. Toplantının en kısa zamanda yapılması için tüm eşlerini ayrılmadan görevlendirdiler.
Bizde sağlıklı ve mutlu günlerde sayımız eksilmeden 45 yıl daha beklemek için ömrümüzün kalmadığı bilinci içerisinde bir yıl içerisinde tekrar bir arada olmak dileğiyle ayrıldık.


