YAŞ SÖĞÜT DALINDAN 60 YIL SONRA DÜDÜK YAPTIM
Corona virüs önlemlerinden önce Afyon termale torunlarımla birlikte geldik. Tesis kapalı çalışan elemanların büyük kısmı izinli, tamir tadilat, bakım ve bahçe düzenlemesi yapması için bazı elemanları görevlendirdik.
Bahçedeki ağaçları budayan elemana salkım söğüt dallarından düzgün ve budaksız olanından getirmesini istedim. Oğlum ve torunlarım söğüt dallarıyla ne yapacaksın baba, dede diye sorunca bende düdük yapacağımı söyledim. Söğüt dalından düdük nasıl yapıldığını hiç görmemişler.
Kesilen söğüt dallarından akan suyun kokusu ve ortam beni 60 yıl öncesi Başarakavak köyünde çocukluk yıllarıma götürdü. Elime aldığım söğüt dalında nasıl düdük yapıldığını oğluma ve torunlarıma anlatarak yapmaya başladım.
Küçük söğüt dalından dilsiz düdük, kalın dallardan dilli düdük, bilek kalınlığındaki dallardan hotot yapmak için ayrı ayrı kalınlıkta ve boyda söğüt dallarına ihtiyacımız olduğunu söyledim.
En kolay yapılan küçük söğüt dalından dilsiz düdük yapmak için ince 10 santim boyunda budaksız söğüt dalından kestim.
Bıçağın sapı ile kabuğun üzerine yavaş yavaş vuracaksın aynı zamanda tekerlemesini söylemeye başlayacaksın. ( Çık sipsi çık sipsi yalvarayım, yakarayım çıkarayım çık sipsi çık sipsi) tekerlemesini iki defa tekrarlayarak bıçağın sapı ile yavaş yavaş vurmaya devam edeceksin.
Yumuşaya söğüt dalının kabuğunu bir sağa bir sola çevirerek ağaçtan hortum şeklinde çıkartacaksın. Daha sonra kabuğun ucunu 5 santim yontarak elinle biri birine yaklaştırıp ağzına alıp üflemeye başlayacaksın dalın kalınlığına göre çok değişik sesler çıkar.
Teknolojik olarak üretilen düdüklerin sesine hiç benzemeyen bu el yapımı değişik sesli düdüklerden torunlarıma yapmaya başladım.
Köyde maninin içinde geçen sipsi kelimesinin ne anlama geldiğini o yıllarda bilmeden söylerdik. Konar göçer yaşantıları ile bilinen Yörükler sipsi müzik aletini çam, söğüt dalından veya kamıştan yapılır.
Mersin, Karaman, Antalya, Burdur, Isparta, Konya, Muğla, Aydın, Denizli illerinde keçilerini, koyunlarını otlatan çobanlar tarafından günümüzde yoğun bir şekilde kullanılmakta.
HODOD YAPIMI..
Düzgün budaksız bilek kalınlığında söğüt dalından yapılır bu dalları bulmak her zaman kolay değildi. Köyümüzde ilkbahar ayında söğütler kesilir veya budanırdı o zaman çok rahat bulunurdu.
Dalı helezon şeklinde eşit aralıklı, tek seferde, tek bir izle kabuğu keser daha sonra elma soyar gibi bir bütün halinde söğüdün kabuğunu soyardık. Burada önemli nokta kabuğun yekpare bir şekilde parçalanmadan çıkarılması idi.
Sonra kağıttan külah yapıyor gibi o soyduğumuz kabuğu sıkı sıkı sarardık.Mümkün olduğunca sıkı ve aynı zamada uzun olması gerekirdi.
Sargının dağılmasını önlemek için de kurumuş iğde ağacı dikenleriyle sabitleyerek uç kısımdaki en geniş yerine saplama yapıp sargı sabitlenirdi.
Yukarıda yapımını anlattığım dilsiz düdüğü Sipsiyi Hodod’ ucuna takılır Hododa sipsi takılınca o ince ve tiz ses acayip bir şekilde kalınlaşır. Üfleyince çok ekzotik bir sese dönüşürdü.
Eğer hava rüzgarlıysa o sesi rüzgar alır çok uzaklara götürür tarlaların, bahçelerin arasında hele de ırmak boyunca öyle yankılanırdı ki. Çok eğlenceli bi şey olurdu bizim için. Üflemeye doyum olmazdı ormanın derinliklerinden gelen doğal ve biraz da ürpertici bir ses. Saatlerce kimin Hodod’u en iyi ötecek diye üflemekten dudaklarımız şişerdi.
Şimdi sırada “hipçi” yapmak vardı. Hipçiyi zurna çalanlar bilir. Buna zurnacılar “zıpçık” ya da “sipsi” derler. İşte ona benzer hipçi. Hododun ağız tarafına takılır. İnce söğüt sürgününden yapılır. Tiz sesli bir düdüktür.
Hipçi için hododun ağzına uyacak incelikte söğüt dalı bulunur.Serçe parmak uzunluğunda dalın çevresi çizilir. Hafif bir şekilde bıçağın sapı ile döğülerek küçük bir hortum parçası gibi çıkarılır.Hipçinin ağıza gelecek kısmı hafifçe yontularak inceltilir. Dişlerimizle hafif hafif çiğneyerek yassılaştırılır.
Biraz alıştırma yapılarak istenilen nitelikte ses çıkarana kadar ayar yapılırdı.
Hipçi hırıltısız, berrak ve tiz bir ses verince, hododun ucuna takılır. Hododa hipçi takılınca o ince ve tiz ses acaip bir şekilde kalınlaşır. Üfleyince çok ekzotik bir sese dönüşürdü. Eğer hava rüzgarlıysa o sesi rüzgar alır çok uzaklara götürürdü. Tarlaların, bahçelerin arasında hele de ırmak boyunca öyle yankılanırdı ki. Çok eğlenceli bi şey olurdu bizim için. Üflemeye doyum olmazdı.Ormanın derinliklerinden gelen doğal ve biraz da ürpertici bir ses.


