BEN 6 AYLIKKEN BİR GÜNDE 2 DEFA ANNEMLE EŞEKTEN DÜŞMÜŞÜZ

Rahmetli annem anlatırdı, ben 6 aylıkken köyden yaklaşık 4 km uzaklıkta Çeltek Önü mevkisindeki fasulye tarlasına sulama veya çapa yapmaya gitmiş. Köy yerinde kadınlar tarla yakınsa yayan, uzak ise eşeğe binerek tarlaya giderlerdi.

Annem her köylü kadının yaptığı gibi altı aylık çocuğunu kundaklayarak sırtına yünden örme, yassı ip (oşkur) ile sarmış eşeğe binmiş. Tarla yolunda, Bağlar mevkinde eşek tökezleyip ayağı burkulmuş. Eşeğin iki dizinin üzerine çökmesi ile annem ve ben eşekten düşmüşüz.

Annem hemen sırtından beni çözerek bir şey olup olmadığına bakmış. Durumumun iyi olduğunu görünce Allah’a şükredip üstünü başını temizlemiş. Beni tekrar iple sırtına sararak eşeğe binip tarlaya gitmiş.

Akşama kadar tarlada çalışan annem akşam üzeri beni kundaklayıp sırtına sararıp eşeğe binmiş. Köye varınca akşam yemeğinde ne pişireceğini düşünerek eşeğin üzerinde sırtında altı aylık çocuğu ile giderken bizim kara eşek yapmış yapacağını, köye dönüş yolunda yine aynı yerde tökezlemiş ve yere düşmüşüz.

Eşekten düşen annem kendisine bakmadan yine sırtında sarılı bebeğine bakmış, yine Allah korumuş. Anneme ve bana bir şey olmamış…

Ne sabah ne akşam annem ile birlikte eşekten düştüğümüzü hiç kimse görmemiş. Annem bu olayı babam dahil kimseye anlatmayacağına dair kendi kendine söz vermiş.

Akşam babama yemek hazırlamış, yemek yerken duramamış. Babama, “Mustafa sana bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın söz ver” demiş. Babam da “Kızmayacağım” demiş. Annem anlatmaya başlamış, “Bu sabah tarlaya giderken Ali Kemal sırtımda eşeğe bindim. Giderken ve akşam köye dönerken iki defa sırtımda sarılı Ali Kemal ile birlikte eşekten düştük” demiş.

Babam “Başlatma senin iki dönüm fasulye tarlana, üç kızdan sonra Allah bir oğlan verdi onu da fasulye tarlası yolunda öldüreceksin” diye çok kızmış.

Annem beş vakit namazını kılar, her ortamda evde, tarlada, dağda ibadetini yapar, temiz nur yüzlü bir hanımdı. Köyde hanımlar arasında anneme “parlak” derlerdi. Allah nur içerisinde yatırmayı nasip etsin.

Hani bir atasözü var “Attan düşen ölmez ama Eşek’ten düşen ölür” derler, yüce koruyucu Allah koruduktan sonra hiç bir şey olmayacağını annem söyler, aynı günde iki kez eşekten düşüşümüzü de örnek gösteriridi.

Annemi ve beni sırtından düşüren bu eşek bizim ailenin bir ferdi gibi 22 yaşına kadar bizimle beraber yaşadı, bizimle özdeşleşti. Hacı Osmangil’in Kamalı’nın eşeği olarak köyde nam saldı. Bizim eşekle olan anılarımı, yaşadığımız olayları daha sonra geniş şekilde anlatmaya devam edeceğim.

Köyde o yıllarda elektrik, tüp gaz olmadığı için mutfaktaki ocakta odun ve çalı yakılır, yemek onun üzerinde pişirilirdi. Ardıç veya çam yaprağı yemeğin içerisine düştüğü zaman yemek acır yenmeyecek hale gelir. Annem yemeğin içerisine ağaç yaprağının sıçrayıp  düşmemesi için çok dikkat ederdi.