05.02.20

4 Şubat tarihli köşe yazınızı okudum. Bir arkadaşının yeğeni Üniversitede araştırma görevlisi olmak için müracaat etmiş yapılan yazılı ve sözlü imtihanlarda büyük başarı kazanmış birinci olmuş.
Araştırma görevlisi olarak atamasını beklerken siyasi bir güç olaya el koymuş 10. sıradaki kişiyi imtihanda başarılı saymışlar.
Hak, hukuk, adalet yoksunu siyaset yoksunu, siyaseten güçsüz kişi birinci olan kişinin tüm hayallerini yıkıp elinden almış. Yerine 10’cu sıradaki kişiyi aldırmakla kendince siyasi gücüne güç mü kattı.
Bu olay beni günümüzden 30 yıl önce aktif siyaset yaptığımız 1990 yılına götürdü. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun 2005 yılında vefat eden kayınpederim Konya Milletvekili Haydar KOYUNCU ile yaşadığım bir olayı senin aracılığın ile okuyucularla paylaşmak istedim.
Haydar KOYUNCU’yu genç okuyucular belki tanımazlar ama o yılları bilen yaşayan kişiler çok iyi tanırlar. 1952 yılında siyasete başlamış yaklaşık 50 yıl devam etti. 2005 yılında vefat etti Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.
Haydar KOYUNCU’nun siyasi hayatında parti il yönetim kurulu, il başkanı, belediye meclis üyesi, il genel meclis üyeliği görevlerinde bulundu.17. ve 18. dönem Anavatan Partisi Konya Milletvekili olarak mecliste görev yaptı. Tanıyan herkes ona Haydar AĞA demesinin sebebi hukuk adamı olarak adaletten, doğruluktan, dürüstlükten sonucu ne olursa olsun ödün vermezdi. Siyaset kimliğini kullanarak ticaret yapmaya çalışanlara hiç sevmez onlarla birlikte olmayı istemezdi.
Yaklaşık 10 yıl avukatlık yaptıktan sonra bıraktı çok sevdiği siyaseti HALKA HİZMETİ HAKKA HİZMET kabul ederek hiç bir kimsenin siyasi düşüncesini sormadan yardım etmeye çalıştı.
Kayınpederim Haydar Koyuncu’nun haksızlığı adam kayırmayı hiç sevmediğini bir örnek ile okuyucularına, siyasetle uğraşan kişilere ve milletvekillerine  anlatmak istiyorum.
1990 yılında Anavatan Partisi tek başına iktidarda olduğu dönemde kendisi Konya Milletvekili olarak mecliste görev yapıyordu.
Benim ablamın kızını yüzde 60 özürlü raporu olan inşaat mühendisi bir gençle evlendirdik. Kayınpederim Haydar Koyuncu’ya bizim damat eşi buldu ama işi yok ona bir iş bulması için rica ettik.
Ankara’da İller Bankası Genel Müdürü ile görüşmüş durumu anlatmış yüzde 60 özürlü bir adet inşaat mühendisi kadrosunu İller Bankası Konya il müdürlüğü emrine çıkartmasını rica etmiş.
İller bankası Genel Müdürü Konya’da görevlendirilmek imtihanla yüzde 60 özürlü inşaat mühendisi alınacağını ilan etti.
Aynı ilana yüzde 60 özürlü bizim tanımadığımız bir inşaat mühendisi daha müracaat etmiş. Kadro bir müracaat eden iki kişi bizim damat imtihanı kazanıp işe girecekti.
Kayınpederim müracaat eden inşaat mühendisi sayısı iki kişi oldu. İmtihanda belki öbür kişi sizin damattan iyi sonuç alırsa bende sizin damadı işe aldırırsam ben o arkadaşa büyük haksızlık etmiş olurum bana büyük vebal getirir dedi.
İmtihanı iptal ettirdi genel müdürlükten Konya’ya ikinci bir yüzde 60 özürlü inşaat mühendisi kadrosu çıkarttı. Yapılan imtihan sonunda her ikisi de Konya iller bankasında göreve başladılar. Her ikisininde göreve başlamasından hepimiz çok memnun olmuştuk.

Bizim 30 yıl önce siyasetle aktif uğraştığımız dönemlerde köye yol, su, elektrik, telefon, getirilmesine yardımcı olduğumuzda çok mutlu olurduk. Acaba günümüzde siyaset yapan kişiler bu mutluluğu hiç yaşayıp yaşamadıklarını sormak gerek.

Millet ve devlet geleneklerimizin temel harcı olan güven, itimat, sadakat, vefa ve fedakarlık inanç ve kültürü son yıllarda yerini güvensizliğe, itimatsızlığa, sadakatsizliğe, vefasızlığa ve nemelazımcılığa bırakmıştır.
Siyasete, oturdukları koltuğa değer katamayanların oturdukları koltuktan değer alacağı milletçe bilinmesine rağmen onu seçilecek sıraya yazanlar yazdıranlar bu dünyada millete vermezlerse öbür dünyada Allah’a hesabını vereceklerini unutmasınlar.
Siyasetçi şehrin ve ülkesinin “insani değişim ve dönüşüm”ünü ateşleyen, halkın hislerine, duygularına, beklentilerine cevap veren, dünü iyi okuyan, bugünü eylemleriyle, ortaya koyduğu enerjiyle şekillendiren ve yarın için projeler üretebilen kişilerden seçilmelidir.
Bu gidişle hakın içinden çıkan kişileri özgürce seçebileceği seçtiği kişileri mecliste kendisinin vekili olarak görebileceği günlerin özlemini çekiyor.

Ali Kemal Başaran