Her öğrencinin öğretmenleriyle ilgili unutamadığı anıları vardır. Ben de 60 yıl önce ilk okul öğretmenimizle yaşadığımız bir anımı anlatmak istiyorum:
Yıl 1958 Başarakavak köyü ilk okulu 5. sınıfa devam ediyoruz 4 ve 5. sınıf öğrencileri aynı sınıfta ders görüyorduk.Öğretmenimiz bizim köyden Konya Ereğli İvriz köy enstitüsünden mezun Mehmet Demirtaş’tı. Çok Çalışkan bir öğretmenimizdi kendisi de bizim köyün ilk okulunda okumuş öğretmen olmuştu.
Okuttuğu öğrencilerinin de kendisinden daha ileri doktor, avukat, kaymakam, mühendis olmalarını isterdi.
Cumhuriyet Gazetesi okurdu okuduğu gazeteleri atmaz gazete dolabında biriktirir gazete okuma saatinde dağıtır sınıfta yere yayar bağıra bağıra okumamızı isterdi.
Ders bitince düzgünce katlar tekrar dolaba koyardık.
Bir Cuma yukarı camide diğer Cuma da aşağı camide tüm öğrencileri namaz kılmaya götürürdü.
Unutamadığım anımı çoçuklarına, torunlarıma hep anlattım burada tekrar anlatmak istedim.
Kış günü köye 50 cm yakın kar yağmıştı köyümüz yerleşimi iki dağın atasına sıkışmış her iki yanında kaymaya müsait tepeler vardı.
Öğretmenimiz görecek diye yakın tepelerde kaynamazdık köyden 3- 4 kilometre uzaktaki dağlara gider orada lastik ayakkabılarımızla kayardık (zılardık).
Bir pazar günü köyün dışına karda kaymaya gittik bizi köyde göremeyince soruşturmuş nereye gittiğimizi öğrenmiş. Biz dağda kayarken öğretmenimiz Mehmet Demirtaş’ o karda bizi takip ederek dağda buldu.
Pazartesi günü tüm kayan öğrencileri tahtanın başına çıkardı eline kalın eşek dayak aldı önce sağ ayağımıza sonra sol ayağımıza çok hızlı şekilde vurarak bir daha kaymayın dersinize çalışın dedi.
Dayağın acısıyla ayağımız yere basamıyor sıramıza sürünerek gidiyorduk.
24 Kasım öğretmenler gününde ilk okul öğretmenim Mehmet Demirtaş,A telefon ettim. Beni Pazar günü karda kaydığım için eşek dayağı ile döven sevgili öğretmenim gününüz kutlu gönlünüz mutlu olsun dedim.
Kardeşim Osman’la aynı sınıftaydık derslerimizde çok çok iyiydi bizi neden döverdin diye sordum?
Oda Baban benim çok yakın arkadaşım ve akrabamdı bana dedi ki ben çocuklarımı Konya’da sanat okulunda okutmak istiyorum. Ben okuyamadım köyde çiftçi oldum onlar okusun bir meslek sahibi olmalarını istiyorum dedi.
Sen bunları iyi yetiştir diğer çocuklardan ayrıcalıklı muamele yapma sıkıştır eti senin kemiği benim dedi.
Devam etti ben o yıllarda sizi karda kaydığınız için dövmemiştim.
Derslerinize daha çok çalışın diye dövmüştüm, hem ben o zaman dövmeseydim siz köy ilk okulundan mezun olup Sanat okulu imtihanını kazanamazdınız.
Daha sonra ikinizde İstanbulda okuyup köyümüzün ilk okulundan mezun olup üniversite okuyarak elektrik mühendisi olamazdınız dedi.
Sizlerle gurur duyuyorum iş hayatınızda başarılı işler yapıyorsunuz sizlerin bu duruma gelmenizde emeğim olduğu için seviniyor ve mutlu oluyorum dedi.
Babanız erken yaşta vefat ettiği için sizlerin Elektrik Mühendisi olup iş hayatına atıldığınızı göremedi Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun dedi.
10 yıl önce ilk okul öğretmeniz Mehmet Demirtaş’ta vefat etti Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun inşallah.
