Başara Kavak köyünde İlk okulu bitirdikten sonra 1959-1960 ders yılında Konya Erkek Sanat Okulu orta kısmına başladık. Ben 12 yaşında kardeşim Osman’da 11 yaşındaydık. Eski adı Garipler mahallesi yeni adı İhsaniye mahallesinde kerpiç evin bodrumun da rahmetli babam bir oda kiraladı.

Isınmak için odun sobası, yemek pişirmek içinde gaz ocağı alındı. Köyde rahmetli annem yemeği ocakta odun ve çalı yakarak pişirirdi. Bizim yemek pişirme ile ilgili hiç tecrübemiz yoktu önümüze konan yemeği hiç itiraz etmeden yerdik.
Gaz ocağı bir zamanların mutfaktaki en lüks ve pratik yemek veya çay pişirme malzemesiydi gaz ocağını yakmak üzerinde yemek ve çay demlemek hepimizin o dönemlerde yaptığı önemli işlerden birisiydi.
Gaz ocağını yakmak pek kolay değildi, ana deposuna gaz yağı doldurduktan sonra çanağa benzeyen ispirto haznesine bir miktar ispirto döküp kibritle yakarak gaz yağının geçeceği içi delikli boruyu ve gaz yağının püskürtme memesinin ısıtılması sağlanırdı.
İspirto çanağındaki ispirto yanarak tükenir ve sönerdi, daha sonra gaz ocağının haznesindeki pompa çubuğunu seri ve hızlı şekilde bir ileri bir geri çekerek gaz haznesindeki gaz yağının sıkıştırılarak hava ile teması ile sağlanır.
Sıkışan gazyağı gaz ocağının tam ortasına monte edilmiş püskürtme memesinden basınçla dışarı çıkarken kibrit yakarak gaz yağı ocak başlığında mavi renkli bir alevle yanmaya başlar.
Bazen gaz ocağının deposundaki gaz yağından oluşan tortulardan veya gazın pis olmasından dolayı püskürtme memesinin deliğini tıkar ve gaz ocağının sönmesine sebeb olurdu.
Her gaz ocağının yanında bulunan gaz ocağı iğnesinin ucundaki sert teli deliğe batırır deliğin açılmasını sağlar, tekrar kibritle yakardık.
Gaz ocağı söndüğü zaman çıkarttığı ses ile yanış halindeki çıkarttığı farklıydı.Ocak söndüğü zaman tıs diye bir ses çıkartır, yanarken homurtulu çok yüksek ses çıkartırdı.
İşimiz bitince hava boşaltma kelebeliğini açmak suretiyle gaz ocağını söndürürdük.
İkimiz yalnız başımıza kalıyor her sabah okula gitmeden önce kahvaltımızı yapmak çay pişirmek için içerisinde üç gündür değiştirilmeden kaynattığımız çaydanlığı ısıtmak çayı kaynatmak için gaz ocağını yakardık.
Akşam okul dönüşü eve geldiğimiz zaman evde kimse olmadığı için yemeğimizi gaz ocağında kendimiz pişirirdik.
Köyden getirdiğimiz su değirmeninde öğütülmüş bulgur, yüzde yüz koyun sade yağı (tereyağı) ile her akşam yemeğimiz koyu bulgur pilavı yanına kuru baş soğan keser tandır ekmeği ile beraber yerdik.Bulgur pilavı pişirmede her ikimizde usta olmuştuk.
Günümüzden yaklaşık 60 yıl önce bizim gibi öğrencilik yapan, sanata giden kişilerin yemek pişirmek için kullandığı gaz ocağı ve o günleri sizlere paylaşayım istedim.

