SAMAN KOKUSUNU İÇİME ÇEKEREK O YILLARIMI HATIRLADIM !!!

Termal tesiste hayvanların yemesi için alınan saman balyalarının üzerine dinlenmek ve saman kokusunu içime çekmek için oturdum.
65 yıl önce köyümüz de sapın nasıl zorluklarla saman haline getirildiğini o yıllarda çokca söylenen SAPLA SAMANI KARŞTIRMADAN köyde yaşayan ve çok zor şartlarda çalışıp buğday başağını saman yapan kişilere o yılları tekrar hatırlatmak için yazıyorum.
Günümüz de o günler de köylerde yaşamış kişilerin pek ilgisi çekmeyebilir veya şehirde yaşayanların ilgisini hiç çekmeyebilir.
Fakir Baykurt’un romanlarını okuyup köy yaşamını bu kitaplardan öğrenip anlatan şehir köylülerinden değilim.
Köyde doğmuş yaşamış birisi olarak o yıllarda yaşadığım gördüğüm olayları aradan uzun yıllar geçmesine rağmen dün gibi hatırlayarak yazmaya çalışıyorum.
Anlattığım yıllarda gelişmiş tarım aletleri yoktu saban ucunda demir veya pulluk vardı.
Öküz ve atlarla çekilerek tarlalar sürülür nadas edilirir,ekin ekilir harman sürülür öküz kağnısı veya at arabasıyla taşınırdı.
Bir yıl bekledikten sonra o zamanlar mibzer yoktu tohum tarlaya el ile atılır üzerine ağaçtan yapılan sürgü çekilirdi.
Bizim köyde yaklaşık Temmuz ayı başında ekinler büyüyüp olgunlaştıktan sonra o yıllarda biçerdöverler yoktu insan gücü ile orakla veya tırpanla biçilir.
Sabah erkenden işe başlanır akşamın ilerleyen saatine kadar çalışılır bu tempo ile ekin biçme süresi yaklaşık bir ay sürerdi.
Biçilen ekinlerin deste altı tırmıkla temizlenir belirli yerlere yığınlar halinde toplanır.
Öküz kağnısı veya at arabası ile harman yerine taşınır buna sap çekme işi de yaklaşık 20 gün sürerdi.
Harman yeri tarlaya yakın rüzgar alacak yerden seçilir kağnı veya araba ile taşnan saplar yarım ay seklinde ortası boş şekilde istif edilirdi.
Harmana taşınan buğday, arpa, yulaf sapları ve başakları bir kısmı serilir öküz veya atların arkasına bağlanan düven ile sabahtan akşama kadar üzerinde dönmek suretiyle ezilir.
Harmanda öküzlerin çektiği düveni sürmekten yavaş gittikleri için pek sevmezdik. Atlar la düğen sürmeyi hızlı gittikleri için çok severdik.
Akşama kadar o sıcak altında 3-4 saat düven sürmek bize zor geliyordu ama ailemize yardımcı olduğumuz için mutlu olurduk.
Akşama kadar düven sürmekle başaklar tanelerden ayrılır saplarıda saman haline gelir bu karışıma malama denir.
Orta kısmına akşamına huni şeklinde yığılır her akşam üst üste yığılır. Sabahleyin tekrar saplar malamanın etrafına serilir akşama kadar düvenle ezer malama haline geterilirdi.
Harmana getirilen sapların tamamı düvenle sürülüp malama haline getirildikten sonra ahşaptan yapılan yaba ile rüzgara karşı atmak suretiyle harman savurma işi başlar. Bu işlerde yaklaşık bir ay sürerdi.
Rüzgar esmediği zaman harman savurma işine ara verilir daha önce savrulan buğday çeçlerini kalburla elenir çuvallara doldurulur.
Harman yerinden önce buğday, arpa kağnı veya araba ile eve çekilir sarpınlara doldurulurdu.
Hayvanların yemesi için samanlığa saman depolanır bu işleri babam ve amcam araba ile çeker yapar onların rahatça saman arabasını boşaltmak için bizde samanlık deliğini deşerdik.
Köyde iki katlı evimizin ilk katı hayvanların barınağı ahırlar yemlik ve samanlık üst katı da yaşadığımız odalar vardı.
Samanlık deliği zeminle beraberdi. Samanlık boş iken arabayı boşaltmak kolaydı ama dolunca samanlık deliğinin önünü açmak için deşmek ve çiğnemek gerekir.
Samanlık deliğini deşerken göz gözü gürmez toz bulutu içerisinde kalırdık samanlık seyran değil burnumuz ağzımız tozla dolar saman tozunun yakıcılığı da eklenince ortalık cehenneme dönerdi.
Bu anlattıklarım ekin,harman, dene, saman çekme çiftçilerin el gücü il yapıldığı için yaklaşık 6 aya yakın sürerdi ama makine gücünden yaralanmadığı için de motorin ihtiyacı yoktu.
Günümüzde neredeyse her tarlanın başında kiralık biçerdöverlerle bir iki günde biçilip saman ve buğdayı ayrılıyor tüm köyün harmanı 15-20 günde bitiyor