KÖYDE KİRAZ AĞACINDA GÖMLEĞİM PANTOLONUM YIRTILMIŞTI !!!

KÖYDE KİRAZ AĞACINDA GÖMLEĞİM PANTOLONUM YIRTILMIŞTI !!!

İnsan yaşlanınca, bir taraftan gücü kuvveti azalıyor, diğer taraftan kendimizde oluşan çeşitli rahatsızlıkların tedavisi ile uğraşmaktayız. Hareketli iş yaşamımıza son verdiğimiz veya emekli olduktan sonra durağan ev yaşamına geçiyoruz.
Kamyon arkasına yazılan sözlerden “ Aşıksan vur saza şoförsen bas gaza” devrimizin bittiğini yeni yaşamımıza “ sazdan da elimizi çekip gazdan da ayağımızı çekerek” yaşama başladık.
Diğer taraftan da düşüncelerimiz de hayat çok kısaymış dün 7 yaşındaydık şimdi 70 yaşındayız diyerek çocukluk günlerimizin geçtiği yörelere dönük anılarımızı hatırlayarak, çocuklarımıza, torunlarımıza anlatıp bazen de yazarak tekrar o yılları yaşamak istiyoruz.
Benim çocukluk yıllarımda ülkemizin yaklaşık yüzde 75’i köylerde, yüzde 25’i şehirde yaşıyordu. Günümüzde ise yüzde 10-15 köylerde yüzde 85-90 şehirlerde yaşamakta. 65 ve yukarı yaştaki kişilerin büyük kısmı çocukluk dönemlerini köyde yaşadıkları için anlattığım hatıraları, olayları okuyan dostlarımız kendilerinin de aynısını veya benzerini yaşadıklarını bildiriyorlar. Ortak paydada buluşmamızdan bende çok memnun oluyor ben de iz bırakan olayları, anılarımı yazarak sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.
Her kiraz mevsimi geldiğinde kiraz yerken veya Ahmet Kaya’nın Penceresiz kaldım Annem’i dinlerken “Kiraz ağacında yırtılan gömleği nerde” sözlerini duyduğum zaman beni 60 yıl öncesi köyüme götürüp bir anımı anlatacağım.
Kardeşim Osman’la birlikte yaylamızda hiç aralık vermeden 2-3 ay at, öküz yaydıktan “otlattıktan”sonra köye geldik, hani köyden indim şehire misali çok sevinmiştik hala her kiraz yerken hatırlıyorum.
Hemen çayın arası dediğimiz sebze ve meyve bahçelerinin olduğu yere yanımıza bir arkadaşımızı da alarak gittik. O mevsimde yiyebileceğimiz meyve kirazdı. O yıllarda köydeki tüm kiraz ağaçlarının sayısı 20-30 adetti onun için köyün çocukları bu mevsimde bu ağaçlardan kiraz yemek için bahçe sahiplerinin olmadığı bir zaman kümes etrafında dolanan tilkiler gibi ağaçlara çıkıp bahçe sahibine yakalanmadan kiraz yemekti.
Bizde öyle yaptık ben kardeşim Osman ve Mustafa isimli arkadaşımızla Kara Musa mevkideki şu anda ismini hatırlayamadığım kişinin bahçesine gittik. Bahçede kimseler yoktu, 3 tane büyük kiraz ağaçı vardı her birimiz bir ağaca çıktık kirazın iyisi ermişi yüksek yerlerde olduğu için en yukarı dallara çıktık.
Sohbet ediyor bahçe sahinin olmadığı çok iyi, kiraz yemeye devam ediyorduk.   Kendimizi kiraz yemeye öyle odaklamışsız ki bahçe sahibi su kanalından su tutmaya gitmiş 15 dakika sonra bahçesine sessizce gelmiş. Biz kendi aramızda bahçe sahinin olmadığı çok iyi kana kana “doya doya” kiraz yeriz sohbetini yapıyorduk. Benim ayaklarıma birisi kürekle vurmaya başlayınca bahçe sahibinin geldiğini hepiz anladık heyecanımız hat safhada bahçe sahibi aynı ben buradayım bahçeyi sahipsiz mi sandınız diyerek kürekle ayaklarıma tekrar tekrar vurmaya çalışıyordu.
Benimle uğraşırken diğer ağaçlarda olan kişilerden haberi yoktu onlar ağaçtan kendilerini yere atınca haberi oldu. Kürekle onların peşine düştü bende yaklaşık 4 metre yükseklikteki kiraz ağacından aşağı atladım indim bu sefer benim peşimden koşmaya başladı ama hiç birimizi yakalayamadı bahçeden dışarı kaçtık. Ama bizde yırtılmadık ne gömlek kaldı nede pantolon kaldı.
Köyde yaşayan her çocuk kendi bahçesinde olan sebze ve meyveleri yemeden komşusunun bahçesindeki sebze ve yerdi. Çok lezzetli olurdu belki içinde heyecan olduğu veya ata sözümüzde olduğu gibi “ komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş derler.
Bahçenin sahibi bizlere karşı hiç iyi davranmadı her birimiz yarım kilo kiraz yememiştik. Her kiraz yerken bu anımı hatırlıyorum.

Görüntünün olası içeriği: bitki, açık hava ve doğaGörüntünün olası içeriği: ağaç, gökyüzü, bitki, çim, açık hava ve doğa