Her Eylül ayı geldiğinde içimi bir hüzün kaplar…Hazan mevsiminin başlangıcı, sadece sıcak yaz günlerinin sona ermesi ile tatlı tatlı esen hazan rüzgarlarının sesi duyulmaya başlar.
Bir zamanlar nadide bir tomurcuk iken etrafa canlılık güzellik katan yemyeşil yaprakların sararıp kuruması ve tutunduğu dalı terk etmesi gibi.
Yaprağın kaderiymiş düşmek, düşen ve hışırtılı sesleri ile sağa sola savrulan yapraklar bize neyi ima ediyor bilinmez.
Bilinen bir şey var ki; o da hiç bir şeyin süreklilik taşımadığıdır.
Güzelliğin, mutluluğun, canlılığın, sağlığın gençliğin ve hayatın bir gün son bulacağı gerçeği ile yüzleşmesidir.
Eylül ayı (COVID- 19) virüsü hızla hayatımıza girdi ne zamanda çıkacağı belli olmayan bir zaman dilimi içindeyiz.
Bu virüsle yakınlarımızı arkadaşlarımızı, dostlarımızı kaybettik veya hastalandı sağlığına kavuştu.
Ne zaman son bulacağı belli olmayan bu hayat yolculuğu bu virüsle son buldu.
Cenazelerini yakınları dahi görmeden 5-6 kişilik görevliler tarafından namazı kalındı defnedildi. Allah’tan ölenlere rahmet, hastalara şifalar diliyorum.
Allah toplam 1 gram ağırlığındaki Corona virüsle dünya insanlara dur mu dedi acaba.
Bizlere sunduğu eşsiz kaynaklarını bir günde geri alabileceğini, dünyayı ne hale getirebileceğini mi gösterdi acaba ?
Her şeyin başının sağlık olduğunu, nefes alabilmenin hayattaki en değerli olay olduğunu aldığımız her nefese Allah’a şükretmemizi bu hastalık bizlere tekrar mı hatırlattı.
Suyun insanlar ve tüm canlılar için her zaman en hayati önemi olduğunu, su ve sabunla virüsün parçalanarak öldüğünü gördük.
Liderler, devlet başbakanları, başbakanlar, saygın kişiler, ekonomik olarak zengin kişiler virüs karşısında ne kadar korumasız ve aciz olduğunu gördüler.
Hele kendisini çok önemli görenler, çevresindekilere yüksekten bakanlar, mağrurla ve kibirli insanlar virüs sayesinde herkesle eşit olduklarını gördüler.
Çalışanlar iş kaybetmenin korkusuyla işlerine daha bir şevkle çalışmaya başladı. İş verenler iş yerlerinin kapanacağını ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kalacağını düşünmeye başladılar.
Birimizin hepimiz, hepimizin birimiz için olduğunu, herkesin birbirine bulaştırabileceğini,virüsün sınır ve sınıf tanımadığını, bağışıklığı zayıf olanların dayanamadığını maalesef öldüğünü gördük.
İsrafı önlememiz gerektiğini, bir lokma ekmeğe, bir bez parçasının (maske) muhtaç olabileceğimizi gördük.
Ülkelerin en büyük zenginliklerinden birinin sağlık sistemi olduğunu, sağlığa yapılan yatırımın hiç bir zaman boşa gitmeyeceğini gördük.
Sağlık çalışanları, başkalarını kurtarmak uğruna ölümü göze alarak çalıştıklarını gördük.
Mutlu olmanın bireysel değil herkesin mutluluğuyla bir olduğunu, Dünyanın kontrolünün bize ait almadığını öğretti.
Bir gün bu kabusun sona erdiğini görüp bu günlerin unutmayarak kalan hayatımızı daha bilinçli ve mutlu daha dolu dolu yaşamayı nasip etsin ALLAH.
