Osmanlı döneminde köylülerin ürettikleri tarım ürünlerinden yüzde 10 oranında alınan aşar (öşür) vergisi toplama işini devlet tarafından yapılan ihale sonunda ihaleyi alan kişi ve kuruluşlar yapıyormuş. O yıllarda ihaleyi ya çok zenginler veya Galata bankerlerinden faizle para alarak onların desteğini alan kişiler girip alıyorlarmış.
Öşür vergisi toplanacak bölgede açık artırma usulü ile yapılan ihalede en fazla öşür vergisini Devlete vermeyi taahhüt eden kişi kazanıyormuş. Açık artırmada en fazla buğday veya parasını veren kişi ihale sonunda teminat mektubu veya peşin olarak ihale bedelini devlete ödedikten sonra vergiyi toplamaya başlıyorlarmış.
İhaleye girmeden önce kişiler girecekleri o bölgelerdeki tarlaları gezip inceledikten sonra, tarlalardan kaç kile buğday, arpa çıkacağını tahmin ederek, devlete vereceği miktarı tespit etmesi gerekirmiş.
Devlete vermeyi taahhüt ettiği miktardan fazla öşür vergisi toplarsa kar edecek şekilde hesap ederek ihaleye giriyorlarmış. İhalede devlete verecekleri miktardan az öşür vergisi toplarlarsa zarar ederlermiş.
Küçük Hacı Osman Ağa ve oğulları Başaralızade Mustafa Efendi ile Kara Mehmet Ağa Konya’nın çeşitli ilçelerinde Çumra, Kadınhanı, Sarayönü gibi yerlerde öşür toplama ihalesine girmişler ve kazanmışlar.
Başaralızade Mustafa Efendi dedem öşür vergisi toplama işinden her yıl zarar etmiş, eksik topladığı vergiyi kendi bütçesinden tamamlamış.

Çünkü yöre halkı bizi ekonomik olarak güçlü ve zengin, Ağa olarak görüp tanıdıkları için o yıl yetiştirdikleri buğday, arpa gibi ürünlerin çok az olduğunu söyleyerek daha az vergi almasını isterlermiş.
Vatandaşların bu istekleri karşısında yüzde 10’dan daha az vergi aldıkları için dedelerimiz her yıl zarar ederlermiş. Bu zararı da ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım ettim diyerek devlete kendileri ödermiş.
Cumhuriyet Türkiye’sinin 1923-1929 dönemi, ekonomi politikasına damgasını vuran İzmir İktisat Kongresi’de alınan karar ile 1925 tarihinde öşür vergisi kaldırılmış.
