ATATÜRK’ÜN KURTULUŞ SAVAŞI ÖNCESİ ORDUNUN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK İÇİN HALKTAN YARDIM İSTEĞİ

    Atatürk, Kurtuluş Savaşı öncesi Akşehir’de toplanan ordunun yiyecek, giyecek ihtiyaçlarının karşılanması için kurulan heyetin içinde büyük dedem Başaralızade Mustafa Efendi (Mustafa Lütfi Başaralı’nın) da olmasını istemiş.
    Ayrıca savaş sonrası ödenmek şartıyla halktan gücü nispetinde nakit para yardımı toplanmasını talep etmiş.
O günün şartlarına göre Konya’da en büyük nakit ve ordunun ihtiyacı olan malzeme yardımını ailemiz adına büyük dedem yapmış.
    Atatürk ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları da göz önüne alarak orduya yapacakları yardımları açıklamış:
    Tekalifi Milliye Emirleri, günümüz diliyle Ulusal Yükümlülük Emirleri, on ayrı emirden oluşmakta ve on ayrı konuyu kapsamaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın yürürlüğe koyduğu yasa gücündeki Tekalifi Milliye  Emirleri’nin ana hatları şöylece özetlenebilir:
    Bir numaralı emir: Her ilçede kaymakamın başkanlığında, komisyonlar kurulacak, Tekalifi Milliye Emirleri’nde belirtilen malların toplanması ve halka hizmet yükleyen emirlerin yerine getirilmesiyle bu komisyonlar görevlendirilecektir.
    İki numaralı emir: İşgallerden arta kalan topraklarda ki her ev bir kat çamaşır, bir çift çorap ve bir çift çarık hazırlayarak komisyona teslim edecektir.
    Üç numaralı emir: Tüccar ve halk elinde bulunan çamaşırlık bez, patiska, pamuk, yün, kumaş, kösele, deri, çarık, ayakkabı, kundura çivisi ve ipliği, nal, yular, semer gibi savaşçıların ve atlarının donatılması için gerekli malzemenin yüzde 40’ını komisyonlara teslim edecektir. Bunların bedeli sonradan ödenecektir.
    Dört numaralı emir: Halkın ve tüccarın elinde bulunan buğday, un, saman, arpa, kuru fasulye, bulgur, nohut, pirinç, mercimek, koyun, keçi, kasaplık sığır, şeker, gazyağı, sabun, zeytinyağı, tuz, çay ve mumun yüzde kırkına ordu adına el koyulacaktır. Bunların bedeli daha sonra ödenecektir.
    Beş numaralı emir: Halk elindeki at arabası, yaylı, öküz arabası, kağnı, at, eşek, katır, deve, deniz motoru, taka ve benzeri taşıt araçlarıyla, ayda bir defa olmak ve yüz kilometreyi geçmemek şartıyla orduya ait malzemeyi istenen yere kadar parasız taşıyacaktır.
    Altı numaralı emir: Ülkeyi terk edenlerin hazineye geçmiş olan mallarından ordunun işine yarayacak olanlara el koyulacaktır.
    Yedi numaralı emir: Halk elinde bulunan savaşta yararlanılabilecek her türlü silah ve cephaneyi teslim edecektir.
    Sekiz numaralı emir: Halkın, tüccarın ve nakliyecilerin elinde bulunan benzin, gres, makine yağı, otomobil ve kamyon lastiği, buji, telefon, kablo, pil, sülfürik asit ve benzeri malların yüzde kırkına ordu adına el konulacak ve bedelleri sonra ödenecektir.
    Dokuz numaralı emir: Demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve at arabası yapan esnaf ile imalathaneler savaş araç ve gereci üretim ve onarımı ile görevlendirilecektir.
    Ayrıca süngü, kılıç, mızrak ve eğer yapan zanaatkarlar bunların üretim ve onarım işlerinde çalıştırılacaktır. Görevlendirilen imalathanelere, esnafa ve zanaatkarlara geçimlerine yetecek ücret ödenecektir.
    On numaralı emir: Halkın elinde bulunan dört tekerlekli at ve öküz arabaları, binek atı, top çekebilecek hayvanlar, yük beygiri, katır, eşek ve develerin yüzde yirmisine el konulacak, bunların bedelleri sonradan ödenecektir.
Silahı, cephanesi ve malzemesi bol, sırtını İngiliz endüstrisine dayamış Yunan ordusu karşısında Türk ordusunun ne kadar güç durumda olduğunu anlamak için, Tekalifi Milliye Emirleri ile halktan neler istediğine göz atmak yeterlidir.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa düşmanla olduğu kadar yoklukla da savaşmak zorundadır.
Yokluk işgallerden arta kalan topraklardaki ekonominin kısırlığından, sanayi kuruluşları olmayışından kaynaklanmaktadır. Hükümet elinde para olduğu zaman bile ordu için gerekli birçok malı satın alamamaktadır.
Örneğin, 50.000 çift ayakkabı satın almak için para bulunmuş, fakat piyasada satın alınacak ayakkabı bulunamamıştır.
Ayakkabı fabrikası veya büyük çapta üretim yapabilecek imalathane de olmadığından, sipariş bile verilememiştir. Bu yüzden Başkomutan, para olsa da satın alamayacağı şeyleri her evden tek tek toplamak zorunda kalmıştır.
Türk Kurtuluş Savaşı, emperyalist saldırılara karşı yürütülen silahlı bir karşı çıkıştır. Bu mücadele boyunca ülke içindeki Müslüman olmayan azınlıklar, düşman ülkelerle aynı safta yer almışlardır. Rum, Levanten ve Ermeni sermayedarları, açıkça Türkiye’ye karşı durmuşlardır.
O nedenle bu savaş, Anadolu Türk halkının katkısı ve desteği ile yürütülmüştür (Boratav, 1982, 8-9; Zürcher, 2000, 222-241).
2021 YILI CUMHURBAŞKANI SAYIN TAYİP ERDOĞAN’IN BEYANATI
Ekonomik anlamda kurtuluş savaşı mücadelesi verdiklerini, ülkemizi kuşatmaya kalktılar. İstikbalimizi canımız pahasına savunarak karşılık verdik. Ekonomimizi kuşatmaya çalışanlara cevabı da yeni bir ekonomik kurtuluş savaşıyla veriyoruz.