Sanayinin, üretim tesislerinin ve toplumun ihtiyacı olan teknik ara elemanlar meslek okullarında, teknik liselerde eğitim görerek yetiştiriliyor.
Son yıllarda ülkemizdeki mesleki ve teknik orta öğretimde büyük bir çöküş yaşanmaktadır.
Bu çöküş, nitelikli ara eleman yetiştiren meslek liseleri, meslek yüksek okullarını olumsuz etkilemektedir.
Gelişmiş ülkelerde orta öğretimde, mesleki eğitim öğrencilerinin toplam öğrenci sayısına oranının % 65, genel liselerdeki öğrencilerin oranının ise % 35 civarında olduğu bilinmekte.
1959 yılında Erkek Sanat Okuluna ilk okuldan mezun olanlar imtihanla alınıyordu. Sanat okulu orta kısmında 3 yıllık eğitimde her sabah 4 saat matematik, fizik, İngilizce, fen bilgisi ve diğer derslerden eğitim görüyorduk.
Öğleden sonra motor, elektrik, tesviye, demir, marangoz, döküm, model atölyelerinde dönüşümlü olarak 2 ay devam ederek 3 yıl atölye dersleri görüyorduk.
Sanat okulunda atölye deslerine giren hocaların tamamına yakını Ankara Yüksek Teknik Öğretmen okulundan mezun mesleğinde deneyimli öğretmen formasyonunu almış mesleğinde başarılı öğretmenlerdi.
Üç yıl sanat okulu orta öğrenim gördükten sonra mezun olanlar isterlerse genel liseler de eğitimine devam ederek üniversite imtihanlarına girerler kazananlar üniversitede okurlardı. Ancak bu sayı yüzde 5 geçmiyordu.
Sanat enstitüsü mezunları yalnız İstanbul Yıldız Teknik okulu üç imtihan sonunda belirli sayıda öğrenci alıyordu.
Oranın imtihanlarını kazanıp mühendis olmak çok zordu.
Sanat okulu 2 yıllık Enstitüsü bölümüne devam etmek isteyenler için yapılan imtihana her orta okul mezunuda girebiliyordu.
İmtihan sonunda başarı notuna göre Elektrik, motor, tesviye, demir, marangoz, döküm, model bölümlerinde öğretime devam ediyordu.
İki yıl sabah meslek derslerin teorisini, öğleden sonra meslek hocaları ile birlikte atölyede tatbikat dersleri yapılırdı.
Her öğrenci mesleğini iyi yapan teknik eleman usta olmak için çalışırdı çünkü mühendis olması o şartlarda hemen hemen imkansızdı.
Meslek liselerine eski dönemlere kıyasla, çok daha az yetenekli öğrenciler alınmak durumunda kalınmış ve artan nüfusa kıyasla sayıca azalmanın yanı sıra öğrenci kalitesinde de büyük düşüşler olmuştur.
Meslek derslerini üniversitelerin teknik eğitim fakültesinden mezun hocalar vermekte.
Okuduğu üniversitede mesleğiyle ilgili laboratuvar, tatbikat yapmadan mezun olmakta.
Bu hocaların girdiği meslek derslerinde öğrencilere gerekli bilgiler verilmediği ayrıca sınıfta kalmanın kalktığı için de mesleğini tam olarak öğrenmeden mezun oluyorlar.
Mesleki eğitimi tam olarak meslek liselerinde almayan veya genel liseden mezun olan kişiler için göstermelik olarak açılan kurslar
Belediyeler, Ticaret Odası, Sanayi Odası, İŞKUR ve buna benzer kuruluşların kısa süreli açtığı kurslara devam edip ustalık belgesi alan kişiler maalesef sanayicinin, kobilerin, iş dünyasının ihtiyacı olan ara teknik eleman ihtiyacını karşılaması mümkün değildir.
Esasında meslek liselerine ilginin azalması sorunu, son on yılı da aşan 1980’li yıllara kadar uzanan bir geçmişe sahip.
Son 20 yıldır meslek liselerinde yaşanan talep düşüklüğünün temel nedeni yapısal nedenlerdir. En önemli nedenlerden biri mesleki eğitimin statü ve itibar sorunudur.
Esasında statü sorunu küresel bir sorundur. Genel olarak tüm ülkelerde akademik bilgi ve eğitim, mesleki ve teknik eğitimden daha itibar görmektedir.
Ancak bu itibar sorunu ülkemizde daha yoğun yaşanmaktadır.
Öğrenciler meslek okullarını en son tercih olarak değerlendirmekte. Mesleki sahibi olmak, kariyer geliştirmek ve başarılı olmak için üniversiteler tek adres olarak görülmekte bu da üniversitelere talebi şişirmektedir.
Bir diğer neden meslek lisesi mezunu olmanın piyasa getirisidir. İşgücü piyasası istatistiklerine göre, meslek lisesi mezunlarının, işsizlik oranları, iş bulma şansları, ücret seviyeleri; genel lise mezunlarından biraz daha iyi olsa bile üniversite mezunlarından düşüktür.
Türkiye’de ailelerin ve öğrencilerin yoğun üniversite tercihlerinin nedeni son derece anlaşılırdır. Üniversitelere girişin yolu ise genel liselerden geçmektedir.
Ailelerin ve öğrencilerin tercihi öncelik sırasına göre, fen lisesi, Anadolu lisesi, normal lise olmuştur.
Mesleki eğitimde talep düşüşünün bir diğer nedeni bu eğitim siteminde yaşanan kalite, verimlilik ve etkililikle ilgili sorunlardır.
Mesleki eğitim mezunlarının niteliğinden iş dünyası memnun değildir.
Mesleki eğitim, günümüz üretim teknolojilerinin ihtiyacı olan nitelikli işgücünü yetiştirememektedir.
Mesleki eğitim sırasında verilen teorik eğitim yetersizdir.
Mesleki ve teknik eğitim mezunları, istihdam öncesi işletmelerde yeniden eğitilmek durumundadır.
Mesleki eğitimdeki kalite ve verim yetersizdir Mesleki ve teknik eğitim mezunları, istihdam öncesi işletmelerde yeniden eğitilmek durumundadır.
