BUGÜN DORU KISRAĞI KOŞARKEN SEYRETTİM
Termale gelen çoçuklar ve büyüklerin binmekten büyük zevk aldıkları doru kısrak atımızın üzerine eğersiz çıplak vaziyette sevincini göstermek, teşekkür etmek için dört nala koşmaya başladı.Atı seyrederken beni çoçukluk ve gençlik yıllarımın ilk yıllarının geçtiği köyüme, üç pınar yaylamıza götürdü.
Üstat NECİP FAZIL’IN şiirinden bir dörtlük hatırıma geldi içimden sessizce okumaya başladım.
Tohum saç, bitmezse toprak utansın !
Hedefe varmayan mızrak utansın !
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen !
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın !
Yaylada atları çayırda otlatırken 15-20 metre uzunluğunda zincirin ucuna 20 cm uzunluğunda ucu sivri demir sikkeyi yere çakar atı zincirle bağlardık.
Atları salık, başı boş ekili arazi içerisinde otlatılması mümkün değil.
Bazen sikkeyi söken atları çayırda çılgınca koşmaya başladığını görünce diğer atlarla oynaşacak veya boğuşacağını bilirdik. Atların oynaşmalarını veya boğuşmalarını film izler gibi zevkle seyrederdik.
Köyde atlara zevk için binmemize veya gezmemize izin vermezlerdi çünkü atların görevleri arabaya koşulmak, çift sürmek, pulluk çekmek yani iş için kullanılırdı. Onun için bizim her zaman atalara binmemize müsade etmezlerdi.
Biz ancak atları çayırlara otlatmaya götürüp getirirken, çeşmeden sulamaya götürüp giderirken çıplak olarak ata biner köyün dışına çıktığımız zaman da dört nalla koşturur (kovardık) .
Ata binmek istediğimizde boyumuz yetişmediği zamanlar oldu o zaman atları bir kayaya yada bir ağacın altına yanaştırır atın üzerine atlardık.
1959 yılında Konya erkek sanat okuluna başladığımız zaman çoçukların ellerinde Tommiks, Teksas gibi çizgi romanları okuyorlardı bizde okumaya başladık bizde tutku haline geldi.
Ata bindiğimiz zaman kendimizi Tommiks, Teksas’ın yerine koyar dört nala koşturmaya başlardık. Düşmemek için atın yelesinden, boynundan tutar dengemizi sağlamak için boynundan tutar bacaklarımızla da atın gövdesini sıkı sıkıya sarar sanki rüzgarla yarış içine yalnız nal seslerini duyardık.
Hiç attan düştüğümü hatırlamıyorum. Çünkü at asil bir hayvan insanlarla çok iyi iletişim kurup üzerine binen kişiyi düşürmeden istediği yere götürmek için tüm çabasını gösterir.
Köyde çok kullanılan eşek ise tam tersi inatçı üzerine binen kişiyi veya taşıdığı yükü yere atmak için her türlü hareketi yapar.
Ben 6 aylıkken annemin sırtında tarlaya eşekle giderken aynı günde iki defa annemle birlikte üzerinden atmış, daha sonra eşekten çoğu kez düştüğümü hep hatırlarım.
