Her sonbahar geldiğinde içimi bir hüzün kaplar. Sonbahar hüznün ayları, hazan mevsiminin başlangıcı.
Her yerde bir sessizlik hakim olur.
Sadece sıcak yaz günlerinin sona ermesi ile tatlı tatlı esen hazan rüzgarlarının sesi duyulur.
Bir zamanlar nadide bir tomurcuk iken etrafa canlılık güzellik katan yemyeşil yaprakların sararıp kuruması ve tutunduğu dalı terk etmesi gibi.
Düşen ve hışırtılı sesleri ile sağa sola savrulan yapraklar bize neyi ima ediyor.
Bilinen bir şey var ki; o da hiç bir şeyin süreklilik taşımadığıdır.
Güzelliğin, mutluluğun, canlılığın, sağlığın gençliğin ve hayatın bir gün son bulacağı gerçeği ile yüzleşmesidir.
Yaşamımız boyunca sahip olabileceğimiz en değerli şey SAĞLIMIZDIR.
Sağlıklı olmadıktan sonra dünya bizim olsa da bir anlamı olmaz.
Sağlığımız olduğu sürece emek vererek, çaba göstererek tekrardan sahip olduklarımızı kazanmamız mümkündür.
Sağlığın değerini ancak onu kaybedince anlarız.
Düşen yaprakları seyredip, insanoğlunun ömrününde son dönemlerini hatırına getiren mevsimdir sonbahar.
Yaşlılık hayatımız sürdükçe geçeceğimiz bir yoldur, tıpkı bebeklik, çocukluk, gençlik gibi.
Hayat bir pasta ise yaşlılık son dilimidir.
Hayatta bazılarımızın ulaşabildiği, avantajları ve dezavantajları olan hayatın son demidir.
Çünkü hazan mevsimini yaşıyoruz. Geride kalan koskoca üç çeyrek asra yakın bir ömürü tamamladık.
Ama tabiki ismin de anlaşıldığı üzere “son” da olsa bahardır nihayetinde .
Bakmayın mevsimlerden SONBAHAR aylardan EKİM oluşuna.
Benim kapım hep ARALIK dostlarıma.
Sağlıklı ve mutlu günlerde görüşmek dileğiyle selamlar .

Screenshot

