ÖNSÖZ

ÖNSÖZ

Ailem, akrabalarım, dostlarım ve arkadaşlarımla bir arada olduğumuz zaman sohbetin konusuna göre çocukluğumda, gençliğimde ve iş hayatımda yaşadığım olayları, hatıralarımı anlatmaktan çok zevk alırdım.

Ayrıca ailemizin büyüklerinden duyduğum yaşanmışlıkları, onların anılarını da zaman zaman paylaşırdım.

Sohbet ettiğim dostlarım, aile üyelerim bendeki bilgilerin yok olup gitmemesi gerektiğini, hatıralarımı ve aile büyüklerimden miras kalan onların anılarını kitap haline getirmemi, benden sonraki kuşaklara ve Başaran ailesini tanıyanlara güzel bir eser bırakmamın benim için bir vazife olduğunu ısrarla söylediler.

Ailemin ve dostlarımın bu istekleri karşısında yazmaya karar verdim. Çocukluğumda, gençliğimde hiç hatıra, günlük ve not tutmadım. Yıllar sonra, 68 yaşında yazmaya başladığım için eski anı ve olayları hatırlayıp kaleme almak zor oldu.

Hatıra ve anılarımı unutulmaktan kurtarmak, yok olup gitmesine gönlüm razı olmadığı için, torunlarıma, onların çocuklarına ve gelecek nice nesillerimize bu ailenin geçmişinden bir ışık olmak için yazmaya başladım.

Anılarımı ve hatıralarımı yazarken, çocukluğumdan itibaren başlayıp günümüze kadar geçen olayların yerleri, yılları ve tarihlerine uygun olarak kaleme aldım.

Gelecek kuşaklara çocuklarımıza, torunlarımıza bizim yaşadığımız dönemlerdeki hayat şartlarını, o yıllarda belirli bir yerlere gelmek için verdiğimiz yaşam mücadelesini, deneyimlerimizi, tecrübelerimizi bu kitapla aktarıp, yaşamlarının herhangi bir noktasında onlara pusula olabilirsem ne mutlu bana…

Yeni tanıştığımız arkadaşlarımızın Başaran soyadını duydukları zaman bizim ailemiz veya Başarakavak köyümüz neden hatırlarına gelmiyor diyerek sormaya ve araştırmaya karar verdim.

Gördüm ki büyük dedelerimin ve dedemin yaşadığı dönemler günümüzden yaklaşık 300 yıl geride kalmış. O dönemlerde yaşayan aileler ne kadar tanınmış olsa da günümüzde hatırlanması anılması çok zor hale gelmiş.

Bizim çocuklarımızla yeni tanışan bazı kişiler Başaran soyadını duyunca bizleri tanıdıklarını, akrabalık ilişkilerimizin olup olmadığını sormaya başladılar. Bu da gösteriyor ki yeni kuşak geçmişini, geçmiş ilişkilerini dostluk ve akrabalıklarını merak ediyor.

Başaran ve Başaralı soyadını taşıyan ailemiz, orta yaş üstü tarafından hatırlansa da, eski ve yeni kuşak arasındaki boşluğu kapatmak için yazmak, yeni kuşağa geçmişten izler aktarmak gereğini duydum.

Bu çalışmamın her aşamasında bana yardımcı olan, destekleyen sevgili eşim Ülker Hanım’a, oğlum Mustafa’ya, kızım Ayşenur’a ve kardeşim Osman’a tüm aileme teşekkür ederim. Hatıra ve anılarımda büyük yer alan, bizlerin bugünlere gelmesinde çok önemli katkısı bulunan, çok genç yaşta aramızdan ayrılan rahmetli babam Mustafa Lütfi Başaran başta olmak üzere, Rahmetli annem Fatma Başaran’a, kendisinden çok şeyler öğrendiğim Kayınbabam Haydar Koyuncu’ya Allah’tan Rahmet dilerim, mekanları cennet olsun.

 

Ali Kemal BAŞARAN