S.S. Konya Pancar Ekicileri Kooperatif seçimleri öncesi Facebook’ta Konya Şeker Fabrikası A.Ş ile ilgili bazı yazılar yazdım. Elektrik Mühendisi mesleğimle Konya’da şeker pancarı eken çiftçilere, Şeker fabrikasına olan ilgimin nereden geldiğini merak edebilirler.
Köyümüz’de şeker pancarı 1960 yılında ekilmeye başlamıştı 60 yıl önce Şeker pancarı ve Konya Şeker Fabrikası A.Ş’nin unutunamadığım hatıralar ve anılarımı sizlerle payalaşmak istedim.
Elektrik Mühendisi olarak serbest çalışma hayatımın 15-20 yılı çiftçilerin tarlasına elektrik enerjisi götürmek için proje, enerji nakil hattı, trafo tesisleri yaptım.
Çitçi müşterilerimizle ilişkilerimiz dışında sevinçlerine üzüntülerine ortak olduk onlarla gerçek dost olduk.
Motorin ile sulamaya göre yaklaşık 4 kat daha ucuz olan elektrik enerjisi tarlasına getirdiğimiz çiftçilerle sevinçlerini birlikte yaşadık.
1999-2002 yılları arasında 3 yıl MEDAŞ yönetimin kurulunda başkan yardımcısı olarak görev aldım. Bu süre içerisinde Konya çiftçisinin tarlasına elektrik götürmek için yatırımları ihtiyaç olan yerlere enerji nakil hatlarını ve trafo merkezlerinin yenilenmesi için çalıştım.
Devlet tarafından yaptırılan YEŞİL HAT projeleri yapı sonunda binlerce tarlaya elektrik enerjisi götürülmesi çalışmalar yaptım.
KÖYÜMÜZDE PANCAR EKİMİ 1960 YILINDA BAŞLADI.
Başara Kavak köyümüzde o yıllarda su çoktu ama araziler dağlık olduğu için sulanabilir tarla çok azdı.
Köyümüzde 5-6 dönüm sulanır tarlası olan kişi de azdı.
Pancar’la yeni tanışan köylüler bu ürünü ekmek için biri birleriyle yarışırcasına her tarlaya ekmeye çalıştılar.
Konya Şeker fabrikasından gelen pancar şefleri pancar ekilecek tarlaları belirler, tarlanın nasıl hazırlanacağını gösterirdi.
Şeker pancarı tohumu, pancarı ekecek mibzer, traktör yetkili kişiyi Konya Şeker farikası gönderiyordu.
Rahmetli babam köyümüzden 12 km uzakta 1700 rakım yüksekliğinde ketenlik üç pınar yaylamızdaki baş pınarın yanındaki 6 dönümlük tarlaya 1960 yılında pancar ekmişti.
Pancarı yetiştirmek o günün şartları içerisinde ekiminden hasadına kadar gelişmesini, yabancı otlardan, hastalık ve haşerelerden korumak için çok zor ve emek isteyen bir işti.
TARLADA PANCARIN EN BÜYÜK DÜŞMANI GELENİLERDİ
Pancarın en büyük düşmanı bizim o tarlada kemirgen bir hayvan olan GELENİ çok vardı.
Bu kemirici hayvanlar önce pancarın yapraklarını yemeye başlar, daha sonra etrafını kazarak pancarı kemirir pancarın kurumasına sebeb olurdu.
Pancar tarlasının içine kazdığı deliklerde yuvasını yapar yılda bir kaç defa 7-8 yavrulayan bir kemirgen hayvandı.
Babam bize görev vermişti atları, öküzleri yayarken (otlatırken) boş durmayacaksınız her gün tarlanın içinde veya etrafında geleni deliklerini suyla dolduracaksınız günde en az 100 GELENİ yakalayacaksınız diyerek bize görev vermişti.
O yıl kardeşim Osman ile birlikte Konya Erkek Sanat okuluna devam ediyorduk.
Babam tuttuğunuz Gelenilerin yiyeceği pancarlar size okul harçlığı olarak geri dönecek ona göre tutun demişti.
Bizde elimizde demir bardak ve helke ile eğri ırmaktan suyu doldurup Geleni delikleri doluncaya kadar su dökerdik.
Birimiz de delik başında durur delikten çıkan gelenileri eli ile kaçmadan yakalardı.
Hemen hemen her gün 100 adet veya daha çok Geleni tutar babama mutlu bir şekilde rapor ederdik.
Bir gün tuttuğum Geleni dikkat etmemişim sol elimin işaret parmağımı ısırdı, Geleninin dişleri arasından elimi sallamama rağmen parmağımı dişlerinden kurtaramadım.
Çok kızmışım ki bende onun kafasını ısırdım kafası ağzımın içinde param parça oldu gözleri dışarı fırladı ancak öyle kurtarabildim.
Pancar’dan teker, mısır sapından dingil, kavak dalından arabanın sapını yapar tozlu yollarda tekerin arkasından saatlerce koşardık.
Pancar sökülme zamanı geldiğinde babam ve yevmiyeci kişiler ile iki uçlu özel pancar sökme dirgenleri ile tek tek pancarı tarladan sökerlerdi.
Bizim görevimiz de sökülen pancarları öbek öbek bir yere toplardık. Topladığımız pancarların yaprağını Annem ve yemiyeci kadınlar tahra ile keserler daha büyük öbekler yaparak toplarlar üzerine de kestikleri yaprakları örterlerdi.
Pancarlar kağnı veya at arabasına yüklenir tarladan kamyonun geleceği yol kenarına taşınırdı.
Günümüzden 60 yıl öncesinin yolları çok bozuktu veya yol yoktu toprak yola yağmur kar yağdığı zaman çamur olurdu.
Şeker Fabrikasına pancar nakliyesi yapan kamyonlar 1950 model 5 tonluk benzinli Austin, Cehovrolet, moris marka küçük kamyonlar taşırdı.
Bu kamyonlar sonbahar mevsimi çok zaman yağışlı olurdu ya çamura saplanır, ya da akis keser yolda kalırdı.
O yıllarda köylünün yetiştirdiği Buğday, arpa, yulaf ancak kendilerine ve hayvanlarının yiyeceğini karşıladığı için satmaları mümkün değildi.
Ancak büyükbaş veya küçükbaş hayvanı olan köylü darda kaldığı zaman üzülerek satar o zaman eline para geçerdi.
Pancar parası verileceği gün köy bayram yerine dönerdi, pancar parası almaya gidecekler en güzel elbisesini giyer açık kamyon kasasında biner Konya’ya giderdi.
Parayı aldıktan sonra ihtiyaçlarını alır akşam üzeri aynı kamyonla geri dönerdi.
Köyümüzde pekmez yapacak üzüm yetişmediği için bir çok aile şeker pancarını kazanlarda kaynatarak pancar pekmezi yapar tatlı ihtiyacını karşılardı.
ŞEKER FABRİKASINA İŞE GİRMEK İSTEDİK.
Konya Erkek Sanat Okulu Elektrik Bölümünden 1964 yılında mezun olduk ama benim yaşım 16 kardeşim Osman’ın yaşı 15 idi sigortalı bir işe girebilmek için18 yaşına girmek gerekti.
Babam mahkeme kararı ile benim yaşımı 2, kardeşimin yaşını 3 yaş büyüttü ama yine iş bulamadık.
Kardeşim Osman 1.6.1965 tarihinde bir akrabamızın referansı ile Konya Şeker fabrikasına hassas aletler atölyesine devamlı geçici elektrikci olarak işe başladı.
Rahmetli Babam 2 yıl önce akciğer kanseri hastalığına yakalanmıştı çalışamıyordu ya evde tedavi oluyor yada hastahanede yatıyordu.
İşe girip para kazanıp Babamın masraflarına yardımcı olmak için her işi yapmak istiyorduk.
Kardeşim Osman ilk aylığını almış köye gelmişti 400-500 liraya yakın parayı hasta yatağında yatan babama annem aracılığı ile verdi.
Babam ağlamaya başladı ben bu durumda parayı ne yapacağım alın siz harcayın diye geri verdi. Bu olaydan yaklaşık 15 gün sonra 13.7.1965 tarihinde Allah tahmet eylesin mekanı cennet olsun 43 yaşında vefat etti.
Üzüntümüz bizlerin okuması için her fedakarlığı yapan babama kazandığımız paradan vermek nasip olmadı.
Ben1966 yılı Şeker fabrikası kampanya döneminde sanat okulu elektrik bölümü mezunu olmama rağmen yine akrabamızın referansı ile ancak meydan işçisi (amele) olarak işe girebildim.
Görevim 8 saat el arabasıyla kamyonlardan dökülen toprakları el arabasıyla taşımaktı.
Kampanya döneminde 6 ay çalıştım bitiminde herkes gibi işten çıkarıldım.
O yıllarda pancar ekicileri kooperatif başkanı olarak şeker fabrikasını Avukat Haydar KOYUNCU yetiyormuş.
Takdiri ilahi kendisini hiç tanımamamıza rağmen ben 11 yıl sonra 1977 tarihinde, kardeşim Osman’da 13 yıl sonra 1978 yılında damadı olduk. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.


