
Yassıada’nın çevresi iki deniz, Mili Koruma Alanı içerisinde. Yani 5 km yakınına kimse yaklaşamaz, balık tutamaz… Askeri saha olması nedeniyle yasak.
Ada’nın tamamı kayalık ve mağaralarla dolu olduğu için adada her çeşit balığı bulmak mümkündü.
Ayrıca Marmara Denizi’nin ortasında boğaz suyunun akış yolu üzerinde olduğu için Karadeniz’den gelen balıkların hepsi Yassıada çevresinden geçerdi. Bu yüzden adada çok çeşitli balık vardı.
Hiç unutmadım bir sabah askerlerin topladığı balık ağından 40 cm boyunda, azman barbunya balığının yakalandığını gördüm. Normal barbunya balığı ortalama 10 cm olur. Bu balık ada komutanı Albay hissesi olarak ona ayrıldı.
Akşam üzeri mesai bittikten sonra deniz dalgasız olduğu zaman adanın kayığını alır, askerler kürekleri çeker, biz de olta ile balık tutmaya çıkardık.
Zamanına göre karagöz palamut, uskumru, lüfer, çinekop, istavrit, izmarit gibi balıkları tutar akşam yemeğinde askerler mangalda pişirir subay arkadaşlarımızla birlikte yerdik.
Haziran, Temmuz aylarında boğazın serin suları ısınır, deniz suyu ısındıktan sonra yüzmeye başlardık. O yıllarda deniz çok temizdi. Deniz gözlüğü, palet ve şnorkeli takarak saatlerce yüzer sanki akvaryum içinde balıklarla beraber yüzüyor hissini verdiği için çok zevk alırdım.
Askerlik bittikten sonra ailem ve çocuklarımla çeşitli yerlerdeki denizlerde tatil yaptım. Ne o temiz ve berrak denizi, ne de o balıkların özgün danslarını seyretme imkanını bulamadım. Ada Komutanı bana burada askerlik yapacaksın ama hayatında belki bir daha bulamayacağın tatili de askerlikle birlikte yapacaksın demişti, haklı çıktı. O denizin zekini hiç bir yerde almadım.
Deniz Subayları’nın büyük kısmı gemilerde, denizaltında veya tersanelerde görev yaptığı ve yaşadıkları için ast üst rütbe farkı gözetmeksizin birbirine saygılı, iyi dostluk ilişkileri içerisinde vazifelerini yapmaktalardı. Sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemekleri kesinlikle birlikte aynı masada yenilirdi, Komutan masadan kalkmadan hiç bir subay kalkmazdı.
Deniz Subayları’nın büyük çoğunluğu mesai haricinde yenen, akşam yemeklerinde taze balıkla birlikte alkol alırlardı. İçmeyen Subayları da içmesi için zorlamazlardı. Ben hiç içki içmezdim ama Subaylar’ın tamamına yakını benimle beraber yemek isterlerdi, çünkü benim olduğum yemek masasında subaylar arasında rütbe farkıda ortadan kalkardı bol bol sohbet edilir, gırgır şamata olurdu.
