1960 yılına kadar köylerde tarım kara düzen yapılmaktaydı. Günümüzde ilkellik kabul edilen bu yöntem o zamanın teknolojik gelişmeleriydi.
Tarım, öküz, at ve eşeklere takılan kağnı, at arabası, saban, düven, pulluk, yaba, orak, tırpan ve kazma, kürek, tırmık, dirgen, atkı, beldenat, süpürge v.s. malzemelerle yapılmaktaydı.
Kağnı ve at arabasının üzerine nakliyatta kolaylık olsun diye bazı eklemeler yapılırdı.
Buğday ölçeğine Konya yöresinde yaklaşık 18 kg.’lık teneke 1 havayı, 12 havayı ise bir kile ederdi. 1 havayı 2 şinik, 1 şinik 9 Kg.
Bazı yörelerde sapı yükleme düzenine “karaçağ”, saman yükleme düzenine de “çeten” denirdi. Öküze takılan ağaç ve ucu sivri metal olan düzeneğe “kara saban”, ata takılan tekli pulluğa da “tekerlekli pulluk” denirdi.
Çocukluğumuzda köyde çiftimizi öküzlerle ekerdik. Çiftte iki öküz kullanırdık. İki öküzü birbirine bağlayan kalın ağaca “boyunduruk” denir.
Ekin ekilecek yer bir yıl önceden saban ya da pullukla nadasa bırakılır. Ekilmeden önce tarlaya hayvan fışkısı (gübresi) çekilir. Eğer tarla yaylada ise sıra ile bir hafta kalmak üzere yayım yapıldıktan sonra gece yatırılır. Böylece tarlanın gübre ihtiyacı karşılanmış olur.
Bağ, bahçe gibi küçük yerler bel küreği ile bellenir. Mevsimine göre eğer ilkbaharsa marul, maydanoz, patates, sarımsak, tere, dereotu; Mayısın ilk haftasından sonra domates, biber, patlıcan, salatalık, lahana, karalahana, havuç; Ağustosun sonundan itibaren ıspanak, pırasa vs. ekimi dikimi yapılır.
Sonbahar ayları genelde hasat kaldırma ve tarlayı bir önceki yıla hazırlama mevsimidir. Bu mevsimde harman kaldırılır, patatesler ve havuçlar sökülür, kara lahana kesimi başlar ve pazarlama işlemi devam eder.
Kırsal alanlarda ekin kaldırıldıktan sonra toprak bir sonraki yıla hazırlanır. Nadasa bırakılan alan ayrılır, orası sürülür ve boş bırakılır. Diğer ekili alanlar buğday, nohut, arpa, mercimek, yulaf vs. bitki için hazırlanır ve kar yağmadan önce ekim işi bitirilir.
Kırsal alanlar dağlık ise ekini biçmek için yaylaya göçülür. Bu göç olayı haziran ayında başlar, ekim ayının sonuna doğru geri dönüş olur. Orakla biçilen ekin yaklaşık bir buçuk iki ay sürer. Biçilen ekinler deste yapılır. Daha sonra öküz, camız kağnısıyla veya at arabası ile harman yerine taşınır. Harar, keçi kılından dokunmuş büyük boy çuvallara denir. En az dört çuvalın alacağı kadar büyük ve geniştir. Harman yeri düz bir alana yapılır, yer ıslatılarak eski saman ve tuz serpilir “yuvak taşı” ile yuvalanır, zeminin sertleşmesi sağlanırdı.
Ekinler düven denen araçla sürülürdü. Düven bazen ata koşulduğu gibi bir çift öküze de koşulurdu. İki öküz bir birine boyundurukla bağlanırdı.
Boyunduruk, uzunca bir ağacın iki tarafında öküzlerin başı hizasında delikler açılarak, öküzlerin boyunlarından uçları yukarıdaki halkaya geçirilerek eğri bir ağaçla birbirine bağlanan bir düzenektir.
Bazen öküzler yorulur yürümek istemez, onları haydalamak için ucunda metal tığ bulunan uzun saplı bir değneği hayvanın kabasına batırırdık. Canı yanan hayvan yürümeye devam ederdi. Düvenin altında sapların ezilmesine yarayan çakmak taşı döşenir.
Çocukken düvene binmek en büyük zevkimizdi. Öküzler veya atlar düvene koşulur, babam hayvanları idare eder, biz de arkasına düvene binerdik. Bir iki saat düvenle o daireyi tamamladıktan sonra, ezilen sap ve başaklar ortaya toplanır, etrafına yeni saplar döşenirdi. Böylece sapların ve başakların ezilmesi 8-10 gün sürerdi.
Ezilmiş sapların tane ile karışık yığına biz malama derdik. Malamayı tanesinden (denesinden) ayırmak için dirgene benzeyen fakat parmakları ahşap olan “yaba” dediğimiz 4-5 dişli bir aletle savururduk.
Savurma işini ya sabah erken vakitlerde ya da ikindiden sonra yapardık. Çünkü bu vakitler yelin sıkça estiği zamanlardı. Bazen yel duruverir, tekrar esmesi için elimizde yaba ya da ağaç kürek dakikalarca beklerdik.
Köyde birlik beraberlik olurdu. Ekinler topluca biçilir, kimi kimsesi olmayana yardım edilirdi. Böylece topluca ekin biçme veya iş görmeye imece denilirdi. Herkesin sıra ile topluca işi görülürdü. Bu gelenek bu gün de Konya yöresinde devam etmektedir.
Samanlar geriye veya hararlara basılarak kağnı ve at arabaları ile samanlığa çekilir. At arabasına geri çekip de taşıyanlar beldenat dediğimiz 5 dişli, sapı ahşap dişleri metal olan aletle samanı arabaya yüklerler veya boşaltırlardı. Bu beldenatlar, patoza sap atmada ve kamyonlarla saman getirildiği zaman samanlığa boşaltmada daha sık kullanılırdı.
Günümüzde ise modern teknolojilerle ekim dikim yapılmaktadır. Büyük tarlalar traktör ile ekilmekte yine traktörün ardına takılan bir aletle biçilmektedir. Daha sonra bir araya getirilen saplar deneyi sapından ayıran patozlara atılmaktadır. Eskiden 2 ayı bulan ekin biçme ve harman kaldırma işlemi günümüzde bir iki günde bitmektedir. Düz alanlara biçerdöver girmekte, dökülen sapları da traktörler arkasına ya saman makinesini takıp saman yapmakta ya da balya makinesiyle balya yapmaktadır.
