HARMAN SAVURMA ZAMANINDA GÜCÜMÜZ YETTİĞİNCE YARDIM EDERDİK.

Malama: Atlar veya öküzlerle çekilen düvenlerin altındaki çakmak taşları ile kesilip ezilen samanın içerisinde buğday tanelerinin olduğu karışıma denir.

Harman Savuran köylü
Harman Savuran köylü

Harmanda samanla buğday tanelerini birbirinden ayırmak için rüzgara karşı saman ve buğday karışımı malamayı belden at ile atarak yapılan işe harman savurma denir. Buğday tanesi ağır olduğu için yakına, samanlar ise ileriye düşerek birbirinden ayrılırlar.

Babam ve harmanda çalışan yardımcıları harman savurmak için 24 saat nöbet tutar, harmanla yatardı. Rüzgar ne zaman eserse gece gündüz demeden malamayı rüzgara karşı belden at ile atarak buğdayı samandan ayılma işlemini yaparlardı.

Harman savrulurken buğday ile saman birbirine karışmasın diye aralarını açma ve bir yerde toplama işinde biz yardım ederdik. Bu işi yaparken harman savurma işi devam ettiği için saman ve buğday taneleri üzerimize düşer toz ve saman içinde kalırdık.

Samandan ayrılan buğday, arpa, çavdar tanelerinin içerisinde kalın ve sert saman parçaları kalır, buna kesmik denir. Buğday gibi ağır olduğu için samanla birlikte gitmez buğdayla beraber aynı yere düşerdi.

Buğdaydan kesmikleri ayırmak için bir kişi kalburu eline alır diğer kişi de buğday ve kesmik karışımını (çeci) kalbura döker elenen buğday taneleri aşağıya dökülür, kesmikler kalburun üstünde kalır kesmik deposuna atılırdı. Kalburun büyük gözlüsüne “Gözer” denirdi. Çok kesmikli olursa önce gözerle elenir daha sonra kalburla elenirdi.

Samandan ve kesmikten ayrılıp temizlenen buğday, arpa, çavdarlar “Havayı” denen yaklaşık 18 kg buğdayı içine alan yuvarlak saçtan yapılmış bir ölçü aleti ile hem ölçülür hemde çuvallara doldurulurdu.

İşte bu an babamın ve çiftçilerin en mutlu oldukları andı. Hele bir de tahmin ettikleri buğday çıktı ise çuvallara doldurup bir yorgunluk sigarası yakarlar, koyu bir sohbete başlarlardı ki değmeyin keyflerine.

O gün öğlen yemeğini (azığını) annem en iyi yemeklerden hazırlar saç böreği, et yemeği, patlıcanlı calla, suyu yağdan bulgur pilavı, taze kaymaktan yapılmış mis gibi kokan höşmerim ve kayganadan bir kaçını yapardı. Biz o gün daha iyi yemekler yenileceğini bildiğimiz için bu yemeği dört gözle bekler zevkle yerdik.

Harmanda iş sırası: Önce buğdayları yün ipten örülen harar çuvallara doldurur, köye araba veya kağnı ile taşırdık. O gün tüm buğdayları çuvallayıp taşıyamadıysak koyunlar ve hayvanlar yemesin diye harmanda birisi kürk veya kepenek içerisinde yatarak gece nöbetçi kalırdı.

Daha sonra at arabası veya kağnı ile harmandan köye saman çekme işi başlardı. Biz at arabası ile saman çekerdik. Harmanımız Ketenlik Üçpınar yaylasında olduğu için köye 14- 15 kilometre uzaklıktaydı.

Sabah namazına yakın kalkar, atları arabaya koşar, yaylaya gitmek için yola çıkardık. İşe erken başlamamıza rağmen bir günde 2 at arabası samanı köye ancak getirebilirdik.

Araba ve kağnıyla saman taşımak için keçinin kılından yapılmış sert “Geri” dediğimiz bir örtüyü arabanın veya kağnının kollarına bağlardık. Saman atkısı denilen ahşap büyük parmaklı atkı ile gerinin içine samanlar doldurulurdu.

Arabanın içinde ben ve kardeşim Osman atılan samanları çiğneyerek hem yerleştirir hem de daha çok saman alması sağlardık.