Rüşvet, bir iş gördürmek için yetkili bir kimseye maddi, manevi çıkar sağlamaktır.
Rüşvet genellikle kanuna, adalete uymayan işin yapılmasında verilen para veya hediyedir. Hak-hukuk ve adalete de aykırı bir iştir. Bulaşıcı ve öldürücü hastalık gibidir. Yaygın olduğu toplumlarda her şeyi altüst eder. Bunun için peygamberimiz: “Rüşvet alana da verene de Allah lanet etsin.” diyerek beddua etmiştir.Bir milletin var olabilmesi ve varlığını devam ettirebilmesi, devletin gücüne, ahlaksızlıkların, haksızlıkların ortadan kaldırılmış olmasına ve âdil, insanî bir düzenin kurulmasına bağlıdır.Rüşvetin temelinde haksiz yere menfaat temin etmek, gayri meşru kazanç elde etmek yatar. Alan da, veren de, devlet de, millet de toptan zara görür. Rüşveti veren ile alan temiz mallarını haramla kirletmiş olur, sürekli manevi bir rahatsızlık çekerler. Devletin düzeni bozulur, devlet adına iş yapan memura vatandaşın güveni sarsılır. Birlikte yaşamanın uyumu bozulur. Birçok insan mağdur olur. Toplumda dayanışma, fedakârlık gibi karşılıksız yapılan işler yapılmaz olur. Alanla veren topluma yabancılaşacağı için insani ve milli hisler kaybolur.Bugün milletimizin en çok belini büken şey, adaletsizlik ve yolsuzluklardır. Rüşvet, kayırmacılık gibi ahlaksızlıklar devletin temelini sarsar. Hatta yıkılmasına neden olur. Bunun için devlet adamı rüşvet kapılarını kapatmalıdır. Eğer rüşvetin kapıları kapatılmazsa o zaman devletin kapıları kapanır.

