Canım babam,
Güvendiğim dağım, altında serinlediğim çınar ağacım gölgen her zaman üzerimizde.
Sen hayat mücadelesine sıfırdan en zor koşullarda babasız, anneden uzakta başlamışsın zirveye ulamışsın. Bilemiyorum senin koşullarında olsam ben bu kadar mücadele eder miyim diye düşünüyorum. Yok, ben sen gibi mücadele edemezdim.
Sen ve annem sayesinde asla sıkıntı çekmedim. Kendin zorluk ve mücadele ile büyüyünce bize onları hiç yaşatmadın. 80’ler zor yıllar derler ben 80’lerde çocuktum. Hiç bir zorluk sıkıntı hatırlamıyorum. Kimsede olmayan oyuncakları sen bize şehir dışına çıktıkça aldın getirdin. 90’lar geldi, şimdi ki gibi teknolojiyi severdin. Walkman’in en iyisi, databank ve yeni çıkan elektronik malzemeleri aldın… Tüm bu hayat mücadelenin yanında bana bir kere bile bağırdığını kızdığını hatırlamıyorum. Maddi manevi desteğin hep var.
Soy kütüğümüzü çıkartma ile başladığın çalışmaların şimdi üç ciltlik kitaba dönüştü. Eskiden hayatından parçalar anlatırdın, biz de yazsan roman olur derdik. Şimdi bizlere torunlarına ve gelecek kuşaklara dedemiz ne zorlukları aşmış deyip okuyacakları bir hayat rehberi bırakıyorsun.
Bizler çok şanslıyız. Sen zor yollardan geçmişsin zirveye tırmanmışsın, bize de düz yolda yürümek düştü. Gene de o düz yolda yürürken ayağımıza takılacak taşları toplamak sana…
Bir çok anı biriktirdik, biriktirmeye de devam edeceğiz. Torunların havaların iyileşip köye gidip senin onlara ok ve yay yapacağın günü bekler.
Kızın Ayşenur
