RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

KÖYDE ESKİ BAYRAM KUTLAMASI

Günümüzden 65-70 yıl önce köy hayatı günümüzde olduğundan oldukça farklıydı.

Fakirlikten yokluktan günümüzle kıyaslanmayacak şekildeydi.

O günün şartları içinde çoçukluk günlerimizde bayram kutlamalarnı hiç unutmadım.

Günümüzde olduğu gibi bayramlık elbise, ayakkabı almak pek yoktu.

Her gün giydiğimiz giysileri rahmetli annem yıkar onları giyerdik.

40-50 yaşın üzerinde köyde çocokluğunu yaşamış pek çok insan kara lastik giymiştir.

Her gün giydiğimiz lastik ayakkabızı çeşme başında çamurunu pisliğini yıkar bayramlık ayakabımız olurdu.

Günümüzde ekonomik gücü olan aileler torunlarına, çocuklarına Adidas, Nike, Puma, Reebook gibi yabancı marka bayramlık spor ayyakabıları alıyor.

Ekonomik gücü daha az olan aileler de çoçuklarına bu markaların benzeri daha ucuz bayramlık ayakkabı alıyorlar.

Anadolu’da o yıllarda yoksulluğun simgelerinden olan KARA LASTİK ayakkabı günümüzde de ucuz Çin mallarına karşı hala tezgahlarda yer buluyor.

Köylerimizde hala giyilen KARA LASTİK ayakkabının devri kapanmadı.KARA LASTİK Yıllarca Anadolu halkının en sadık dostu ve ayaklarının koruyucusu köylülüğün ve garibanlığın simgesiydi.

Her gün giydiğimim kara lastik ayakkabılarımı yıkayıp temizlediğim bayramlık ayakkabılarımı hatırladım.

Televizyonlarda eski bayramları anlatan bazı kişiler babasının aldığı ayakkabıyı yastığının altına koyup uyuduğundan bahseder.

Oysa bizim kara lastiğin kokusundan yastığın altına sokmayı oda içine dahi almamız mümkün değildi.

Rahmetli babamla birlikte bayram namazına gider daha sonra mahallemizin köy odasında toplanırdık.

Köye gelen misafirleri ağırlamak içi köyümüzde yaklaşık 20 ye yakın köy odası vardı. Günümüzde vasıtaların çoğalması ile köyde konaklayan kişi kalmadığı için çoğu yıkıldı.

Komşular evinde gücü nispetinde bayram yemeği hazırlar odaya gönderirdi.

Odada iki sofra kurulur birisinde yaşlılar diğerinde gençler ve erkek çoçuklar otururdu. Yemekler yenildikten sonra bayramlaşılır küçükler büyüklerin elini öperdi.

Gelen çoçuklara her odada şeker dağıtılırdı oda sahiplerin ekonomik gücüne göre peynir şekeri (kaba şeker) veya akide şekeri (sorma şeker) dağıtılırdı.

ÇOCUKLUK GÜNLERİMİZDE BAYRAMDA GEVREK (GÜDÜK) TOPLARDIK .

Bayram gününden bir iki gün önce her ev sahibi tandırda ekmek ve tandır gevreği yapardı köyde adına güdük derlerdi.

Bayram günü köyün çocukları hep birlikte ellerine uzun ince ağaç dallarından yaptıkları sopalarla evlerin penceresi altına gelir hep bir ağızdan bayramınız mübarek olsun güdük, güdük diye bağırırlar.

Ev sahibi de daha önce tandırda yapıp hazırladığı güdükleri her çocuğun sopasının ucuna bire birer takardı.

Çocuklar mahalledeki her evi tek tek ziyaret ederler hem bayramlaşırlar hemde güdük toplarlardık.

Çocuklar arasında en çok kim güdük toplayacak yarışması yapılırdı.

Günümüzde tandır gevreğinin en güzeli içine tereyağı ve yumurta karıştırılarak yapılandı ama bizim zamanımızda sade undan yapılırdı.

Bizim köyde bu gelenek hala devam etmekte köy kadınları her bayram tandırda çocuklara dağıtmak için güdük yaparlar ve dağıtılırlar.