
İnsan oğlu nerede olursa olsun, nasıl yaşarsa yaşasın doğup büyüdüğü yerleri asla unutamaz. Her fırsatta Sıla’yı rahim yaparak o yerleri görmeye gider.
Anne ve babası ile büyüklerinin mezarlarını ziyaret ederek dua eder.
Bu gün oğlum Mustafa, torunum Yusuf Kemal ile birlikte Ketenlik teki üç pınar yaylasına daha sonra Gavur Ketenliği yaylalarımıza nisan ayında tekrar gittik.
Belli bir yaştan sonra her insanda oluşan fiziki değişimler ve çeşitli rahatsızlar sonunda durağan bir yaşama geçeriz.
Ama doğup yaşadığı köyüne ve yaylasına gittiği zaman yeni bir güç ve enerji gelir.
Amacımız 2021 yılında yaptırdığımız çeşme’nin 4 yıl içerisinde bu kuraklık döneminde suyu iki defa kesildi.
Bu yıl son yağışlarla birlikte tekrar akmaya başladığını ve pınarların her yıl aynı yerden ne kadar kaynadığını çıktığını görelim diye gittik.
Ayrıca çam ormanları içinde ve temiz havada oğlum Mustafa ve torunum Yusuf Kemal’in yardımları ile kuş sesleri içinde temiz çam kokularını derin derin içime çekerek yürüyüş yapalım istedim.
Üç pınar Yaylası köyümüzden 15 km denizden yüksekliği 1700 metre yükselıkte, Gavur ketenliği yaylasıda 20 km uzaklıkta denizden yüksekliği de 1750 metre, Çam ormanları içerisinde pınarları ile Karadeniz yayları ile yarışacak güzellikte olup bu yaylalarımız Konya’ya 50 km uzaklıkta yer almaktadır.
Bizim çocukluğumuz ve 16 yaşına kadar yaşadığımız üç pınar yaylası baş pınarın suyunu taşıyan Bizanslar tarafından yapıldığı söylenen eğri ırmak üzerine yüzmek için yaptığımız su bentimizin o taşlarını tekrar gördüm.
Aradan 65 yıl geçmesine rağmen beni o yıllardaki günlerime götürdü.
Her yıl yağan karlar Nisan ayında erimeye başlar, bu sene az kar yağdığı için Baş pınar, Kazez gilin pınarını, üç pınarları, kötü Musa gilin pınarların da yeteri miktarda suyun kaynamadığını gördüm çok üzüldüm ama kuraklık her yerde var.
Bu pınarlar Altınapa barajını besleyen en büyük su kaynağıydı.
Büyük dedelerimiz tarafından kurulan yaylalarımız da o yıllarda yaklaşık 8000 küçükbaş koyun ve keçi yetiştiriciliği yapıyorlarmış.
O yıllarda nakliye olmadığı için koyun sürülerini çobanları otlatarak 3-4 ayda sürerek İzmir’e götürüp oradan gemilerle dış ülkelere ihraç edilirmiş.
Bizim çocukluğumuzda 6-7 ailenin toplam 3000 küçük baş bir miktarda büyük baş hayvanı vardı.
Çobanlarımızın tamamı yıllarca bizim yaylada çobanlık yapan kişilerdi.
Günümüzde yerli çoban bulmak çok zorlaştı onun için Afganistan’dan gelen kişilere çobanlık görevi verilmekte ama yerli çobanlar gibi başarılı olamıyorlar.
@Yayladaki pınarların suları Başarakavak köyünün içme suyu ile tarlaların büyük kısmı sulanmakta. Ayrıca önceki yıllarda 8 adet su değirmenini çalıştırmaktaydı. Günümüzde Altınapa barajını besleyen en büyük su kaynağının çıkış noktası.
Bu kadar bol pınarları olan köyümüzden 15 km uzaklıktaki ketenlik yaylamızla ve 20 km uzaklıktaki gavur ketenliği yaylamıza köyümüzdeki diğer yaylalarımızla birlikte 25 yıl önce elektrik gelmesine yardımcı olup öncülük etmiştim.
Yaylamızın elektrik trafosunu da kimseler olmadığı için hırsızlar çalmış.
Yaylamıza son 10-15 yıldır akrabalarımızdan kimse küçük ve büyükbaş hayvancılık yapmaya çıkmadığı için evlerimiz ve ağılımız yıkılmış.
Bizim evimizin yıkıntıları içinde sağlam kalan hepimizin birlikte yaşadığımız odanın duvarı ve küçük penceresi kalmış onun resmini hatıra olarak çektim.
Yaylamıza elektrik getiren ahşap direkleri hırsızlar kesmiş tellereni ve trafosunu çalmışlar. MEDAŞ dağıtım şirjetri 20 km hattı kafes direkler yeniden yaptı.
Pınar başlarında sarı menekşeler, dağlarda öksüz oğlan çiçekleri, nevruzlaraçmaya başlamış. Henüz otlar, bitkiler yeşermemiş kuru bir görüntü vermekte inşallah mayıs ve haziran aylarında her taraf yemyeşil olur düşüncesindeyim.
Yürüyüş yapara vücudumuzun bolca ihtiyacı olan oksijen ve çam kokusu alarak gezimizi tamamladık.
Bu gezimizden görüntüleri sizlerle paylaşmak istedim.
