1983 YILINDA MİLLİYETÇİ DEMOKRASİ PARTİSİ (MDP) İL BİNASINA GELEN BİR VATANDAŞ GENEL BAŞKAN TURGUT SUNALP PAŞANIN RESMİNE BAKTI BAKTI “PAŞANIZI BEĞENMEDİM” DEDİ BENDE “ELİMİZDE OLAN PAŞA BU” DEDİM.

Parti binasında çay kahve ikramı sabah saat 09.00’da başlar, gündüz ve gece parti kapanıncaya kadar devam ederdi. O yıllarda kapalı yerlerde sigara içmek yasak değildi. Gelen kişilere sigara ikram edilir, göz gözü görmez benim gibi sigara içmeyenler duman altı olurdu.

Bir akşam üzeri MDP Konya İl binasına köylü bir vatandaş geldi, çayını kahvesini sigarasını içti. Bu zaman içerisinde kendisinin 1980 öncesi kendi yöresinde çok etkili bir politikacı olduğunu anlattı. Biz de kendisini tanımadığımız için dinledik partimize kayıt olmasını istedik.

Bu süre içinde parti binasının içini dolaştı, her partide olduğu gibi genel başkanın resiminin asılı olduğu yere geldi, kafasını dikti resme baktı baktı… Sonunda bize döndü “Sizin paşanız bu mu” diye sordu bende “Evet” dedim. O da bana “Hizmet eden arkadaşların izzet ikramını beğendim, sağolun ama ben sizin genel başkanınız olan paşanızın resmini beğenmedim” dedi.

Bende “Başka bir paşamız daha var, Konya 1. Bölge 1. sırada Milletvekil adayımız. Eski 2. Ordu Komutanlığı yapmış, Vecihi Akın Paşamız. Bir de buna bak” dedim onun resmini gösterdim. Baktı baktı… “Bu paşayı da beğenmedim” dedi. Çayı, kahveyi içti, üstüne sigarasını da içti, ısındı kapıya bakmaya başladı, gideceğini fark ettim. Dedim ki “İleride Anavatan Partisi’nin de bir havacı Abdullah Tenekeci Paşası var, bir de onun resmine bak. Şayet onuda beğenmezsen partimize yine bekleriz” dedim.

Gelen kişi demokratik fikrini söyledi, 1980 öncesi kendince yaptığı siyaset çalışmalarından bahsederek bize dinlettirdi. Akşam köyünde kahvede veya köy odasında arkadaşlarına Konya’da yeni kurulan partilerin il başkanlıklarına gittiğini, onlarla görüştüğünü köyü ve yöresi ile ilgili düşüncelerini ve görüşlerini anlattığını, olayları biraz da abartarak söylediğini tahmin ediyordum.

Çünkü her köyde, kasabada, mahallede eski politikacıların olduğunu, her partiyi dolaşıp soru sorduklarını ama eski partisi seçime giriyor ise o partiye tekrar oyunu verdiklerini düşünürüm. Hani “her şeyin ilki unutulmaz” derler ya, bu kuralın siyasette de geçerli olduğu inancındayım.

Ticarette nasıl müşteri daima haklı ise, siyasette de oy verecek vatandaş daima haklıdır. Onlar ne derse desin siyasi partilerde görev alan kişiler ve adayları onları dinlemek ve iyi davranmak zorundadırlar.