Dedemin Konya’da ekonomik durumu bozulunca Başarakavak köyümüze hep birlikte geri döndük. Köyden 2.5 yaşında ayrılmış, Konya’da babaannemin ve dedemin yanında 9 yaşına kadar büyümüştüm. ilkokul 1. ve 2. Sınıfı Konya’da okumuş bir çocuk olarak aniden şehirden köye dönmemiz, benim köye uyum sağlamam biraz zor oldu. Konya’da ilkokulda okurken bir sınıfa bir öğretmen ders veriyordu. Bu şartlarda 2 yıl okumuş 3. sınıfa geçmiştim.
Bu ortamda okuyan bir çocuk olarak sınıfları birleştirilmiş, aynı sınıfın içinde sıralarla ayrılmış aynı zamanda farklı sınıflara ders veren bir öğretmenin bulunduğu köy ilkokuluna gelince uyum sağlamam çok zor oldu.
Küçük kardeşim Osman’da 6 yaşında köyde ilkokula başladığı için ilkokul üçüncü sınıfta aynı sırada beraber olduk. Bu birliktelik benim köye ve köy ilkokuluna alışmama çok yardımcı oldu. İlkokul bitinceye kadar birlikteliğimiz devam etti.
Konya’da ilkokulda her sınıfın öğretmeni ayrı idi, oysa köy ilkokulunda 1, 2 ve 3. sınıfları aynı sınıfta tek öğretmen okutuyordu. Sınıflar sıralarla birbirinden ayrılmıştı. Örneğin 1. sınıf 10 sıra toplam 25 kişi, 2. sınıf 8 sıra 20 kişi, 3 sınıf 6 sıra 18 kişi ders görüyorduk.
Okumayı yazmayı öğrenmiş 4 ve 5. sınıflarda okuyan öğrencilere de tek sınıfta bir öğretmen tarafından ders veriliyordu. 4. sınıfta üç sıra 10 kişi, 5. Sınıfta üç sıra 10 kişi toplam 20 kişiyiye ders veriyordu.
Öğretmenimiz her saat bir sınıfa ders verirken, diğer öğrenciler sessizce kendi derslerimize çalışırdık. Konya’da 1. ve 2. sınıfı tek öğretmende okuduğum için köydeki çocuklara göre daha çok bilgiye sahiptim, bu bakımdan bir öğretmenin ders verdiği okullarda yetişen öğrenci ile bir derslikte üç sınıf ve bir öğretmenle ders görerek yetişen öğrenciler arasında büyük fark olacağı aşikar.
Rahmetli babam bana ve kardeşim Osman’a “İlkokul 4.ve 5. sınıfta iken derslerinize iyi çalışın, Konya’da sanat okulunda okuyup bir meslek sahibi olmanızı istiyorum” demişti.
Başarakavak İlkokulu’nda Osman’la birlikte 4. 5. sınıfları tek sınıfta okutan öğretmenimiz Mehmet Demirtaş’la birlikte zor şartlar içerisinde okuyarak 1958-1959 ders yılında mezun olduk.
Köy ilkokulunda okumamıza rağmen diğer arkadaşlarımızdan derslerimiz çok çok iyiydi. Derslerde hep birinci olurduk.
Babam, kardeşim Osman’la birlikte ilkokulu bitirdikten sonra Konya’da Erkek Sanat Okulu’nun motor bölümünde okumamızı istiyordu. Okuldan mezun olup askerliği yaptıktan sonra ikimize motor tamir atölyesi açmayı istediğini, kendisi de başımızda olup birlikte çalışacağımızı söylerdi.
Derslerimize iyi çalışmazsak ve babamın istediği okulda okuyamazsak köyde ikimize de birer çift at alıp tarlada çiftçilik yaptıracağını veya 500 koyun alıp yaylada çobanlık yaptıracağını söylerdi.
Babam ilkokulu Konya’da Mevlana türbesi yanındaki Çukur mektep İlkokulu’nda okumuş. Dedemden habersiz Konya’daki Astsubay okuluna kaydını yaptırmış ama dedem müsade etmemiş. “Köydeki tarlaları kim ekecek, ektirecek, yalardaki koyunlara kim bakacak” diye okuldan almış köye götürmüş.
Bu olayı hep bize anlatırdı. “Benim ilkokul arkadaşlarım içerisinde doktor, avukat olanlar var, bende ilkokuldan sonra okusaydım onlar gibi bir meslek sahibi olurdum” derdi.
