Talebe evimiz Hüseyin eniştemin evinin bodrum katında bir odaydı. Sol taraftan Bodrum’a iniliyordu.
Avlunun yanında önceleri ahır olarak kullanılan, daha sonra mutfağa dönüştürülen 10 metrelik dört basamakla inilen küçük penceresi olan bir yer vardı. Rahmetli teyzem buranın çatısına sofrada kalan ekmekleri koymak için teneke koymuş. Bir gün okuldan geldim, ayakkabılarımı çıkarttım ayağım çıplak. Tenekenin içinde tıkırtıları duydum, fare olduğunu anladım. Yavrulamış ve büyümüşler.
Sessizce tenekeyi çatıdan yere indirdim. Elime geniş yüzlü İstanbul süpürgesini aldım.
Teyzeme tenekeyi verdim yavaş yavaş sallamasını söyledim.
Her sallayışta bir iki fare tenekenin içinden çıkıyordu. Avlunun içerisinde kaçacak bir delik bulmadan süpürge ile vurup 15 fareyi öldürdüm.
Elimizden uçanın da kaçanın da kurtulamadığı zamanlardı. Yaklaşık 10 dakika içerisinde hiç bir farenin bir deliğe girmesine müsade etmedim.

Seyit Saklan, Ali Kemal Başaran
O zaman 15 yaşındaydım. Allahıma binlerce şükürler olsun yaşım 70’e geldi. Yürümemde ve dengemde meydana gelen rahatsızlık sonucu eski gücüm ve hareketliliğim yok. Bu durumu gören bacanağım Sefer Durmaz “Ah Kemal ah… 10 dakikada 15 fare yakalardın ama nerde o Kemal şimdi” diye söylemeden edemiyor.
