BAŞARAKAVAK KÖYÜMÜZE VE KETENLİK ÜÇPINAR YAYLAMIZA GİTTİM!

   Bugün torunum Yusuf Kemal beni ve anneannesini köye
ve üç pınar yaylamıza götürdü.
   Yaylamız Konyadan 48 km uzlıkta 1700 metre yüksekliğinde etrafı dağlarla çevrili düz bir arazide dedelerimiz tarafından kurulmuş içde 7 adet pınarı olan düz bir alanda dedelerimiz tarafından kurulmuş tapulu yerimiz
   Belli bir yaştan sonra insanda oluşan fiziki değişimler ve rahatsızlıklar sonunda durağan bir yaşama geçeriz. Ama beyin durmadan çalışır gönül de buna bağlı olarak arının çiçeklerde gezdiği gibi bir orada bir burada gezmeye devam eder.
   İnsan doğup büyüdüğü köyüne, yaylasına gittiği zaman yaşadığı yerlerin dağlarını, ormanlarını, pınarları, yemyeşil çayırları ve tarlaları görünce hatıralar ve anıları gözünün önünde yeniden canlanır ve insana yeni bir güç ve enerji gelir.
   KETENLİK ÜÇ PINAR YAYLAMIZ YIKILMIŞ ÖREN VİRAN OLMUŞ
   Konya’nın en güzel yaylasına köydeki akrabalarımız dahil 15 yıldır hiç kimse çıkmadığı için evler boş kalmış yaklaşık 15 yayla evi ile birlikte büyük ağıl da yıkılmış geriye taşları kalmış.
   30 yıl önce elektrik enerjisi getirttirmek için epey uğraş verdiğimiz yaylamızın elektrik trafosunu, tellerini, direklerini, hırsızlar çalmışlar.
   Bizim yıllarca ailemizle birlikte yaşadığımız tek odalı yayla evimizin yıkılmayan bir duvarı ve küçük penceresi kalmış hüzünlenmemek elde değil.
   60-65 yıl öncesi yaylamızda pınarları ve ırmakların etrafındaki çayırlarda otlarda at, eşek, öküz, sığır sürüsü yayılırdı şimdi otları yiyecek hiç hayvan olmadığı için boyları bir metreye yaklaşmış.
   Atları otlatırken 12-13 yaşlarında kardeşim Osman’la birlikte kurumuş at bokundan tütün yapıp gazete kağıdına sararak içtiğimizi hatırladım.
   Bir kış ahırda saman yem yiyen atları Nisan ve Mayıs aylarında üç pınar yaylasında çayırlarda taze ot yemesi için yayılmaya çıkartırdık.
   Atlar taze otlarla karınlarını tıka basa doyurur üstüne buz gibi pınar suyunu içer karınları doyan atlarlar yediği gibi de koca koca bok sıçardı.
   At bokunun üzerine yağan yağmurlar içindeki zararlı maddeleri yıkar temizler Haziran ve Temmuz, aylarında bok böcekleri devreye gire karnınlarını doyurmak için altını üstüne getirir havalandırır parçalara ayırır bir nevi kırma işini yapardı.
   Ağustos ayında çıtır çıtır kuruyan at bokları böceklerin de yardımı ile de tepsi büyüklüğüne etrafa yayılırdı.
   Bir gece kardeşim Osman’la birlikte at bokundan sigara sarıp içmeye karar verdik.
   Yayladakilere de gece atlar sikkelerini söküp bir biriyle boğuşurlar onları ayırmak için yanlarında yatacağız dedik.
   Gündüzden yatacağımız kepeneği bir kutu kibriti yeteri miktarda kesilmiş gazete kağıdı hazırladık ama kuru at bokunu her yerde var buluruz diye bir yere toplamadık.
   Yayladaki kişilerin görmemesi için yatsıyı bekledik gece karanlığında kuru at boklarının başında sigaralarımızı zevkle sardık.
   Kibritle yakmaya çalıştık ama tam kurumadığı ve nemli olduğu için her yakışımızda bir iki nefes sonra hep söndüler.
   Gece karanlığında başka bir at bokunun yanına gittik gazete kağıdına sardık y oda tam kurumadığı için iki çekişten sonra söndü.
   Çıtır çıtır kurumuş at bokunu buluncaya kadar neredeyse sabah oldu ama bulduk arka arkaya zevkle konuşarak sardığımız sigaraları içtik .
   Rahmetli babam, kardeşi, amca oğulları hepsi de sigara içerlerdi tarlada harmanda iş yaparken dinlenme esnasında tabakalarını çıkartırlar sigaralarını sararlar sohbete başlarlar bizde onları sessizce seyrederdik.
   Eski yıllarda çevrilen yabancı veya Türk filimlerinde baş aktör ve çevresindeki kişilerin ağzından sigara hiç eksik olmazdı.
   Günümüzde o filimlerdeki sigaralı sahneleri kapatmaya çalışıyorlar.
Babam ak ciğer kanserinden 1965 yılında 43 yaşında vefat etti günde iki paket tütün içerdi. Biz o tarihte 16-17 yaşındaydık.
   Bir zaman sonra içmek bir kaç paket sigara aldım. İçince dilim keçe gibi oldu ağzımda da tad alma duyusu kayboldu hiç zevk almadım.
   Yaylada kurumuş at bokundan tütün yapıp gazete kağıdına sarıp içtiğim sigaranın tadını ve kokusunu vermedi.
   Kendi kendime şehirde atı nerede bulacaksın pınar başlarında kurumuş at bokunu nereden bulacaksın diyerek hiç sigara kardeşim dahil içmedik.
   Sigaranın insan sağlığı üzerinde çok zararı olduğu belki o yıllarda bilinseydi belki babam 43 yaşında ak ciğer kanserinden belki vefat etmezdi diye düşünüyorum.
Ama takdiri ilahi her insanın ömrünü ayrı ayrı vermiş ölüm sebepleride farklı farklı oluyor.
   Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.
Dünya genelinde sık tüketilen tütün ürünleri içerisinde birinci sırada yer alan sigara, her yıl 5 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan son derece zararlı alışkanlıklardan biridir.