Benim gibi köyde doğmuş 16 yaşına kadar köyde yaşamış her kişinin yüreği hayvan sevgisi ile dolu, onlara karşı merhamet duygusuna sahiptir. Köyde hayvanlar yaptığı işlere veya sahiplerine kazandırdığı paraya göre değerlidir.
Bizim o yıllarda köyde arabaya koştuğumuz 2 atımız, kağnıya koştuğumuz 2 öküzümüz, yük taşımak ve binmek için kullandığımız eşeğimiz, annemin sütünden yoğurt, peynir yaptığı 2 ineğimiz, yaylada ninemin baktığı 200 – 300 koyun ve kuzumuz, 30-40 tavuk ve horozumuz, 4 koyun köpeğimiz, ismi ÇAKAL olan av kupayımız ismi MACAR olanbir tazımız vardı.
Hayvanlarımızın kışın ahırda yazın çayırlarda karınlarını doyurmak, sulayıp altlarının temizlemek, tımar etmek işleri bizim görevimizdi zevkle yapardık.
Hayvanlarımız içinde köpeklerimizi çok severdik. Boş zamanlarımız da vaktimizin büyük bölümünü onlarla oynamaktan büyük zevkle alırdık. Kupay avını izini koklayarak bıkmadan usanmadan takip eder ilk kalktığı yere getirir avcının vurmasını sağlar. Tazı avını görerek kaşarak yakalar avcının gelip almasını bekler.
Yeni yavrulayan Kagal cinsi dişi koyun köpeğimizi ve yavrularını (Enikleri) süt emerken saatlerce seyrederdik. Köpek yavruları 3-4 aylık olunca onlarla saatlerce oynamak çok hoşumuza giderdi. Oynarken pantolonumuzun paçasını yırtırmaktan kurtaramazdık. Rahmetli Annem hiç itiraz etmeden diker veya yamardı.
Köyde koyun köpekleri büyüdüğü zaman biribiriyle boğuşmasını seyretmekten çok zevk alırdık. Köpekleri yanımıza alır diğer mahallenin köpekleriyle boğuştururduk.
Rahmetli Babam kar yağdığı zaman ava gitmeyi çok severdi; Ava gideceği gün akşamı hazırlık yapardı, önce sığır veya camız derisinden av için özel yapılmış çarığını suyun içine yumuşaması için ıslatır daha sonra sobanın yanına koyar kuruturdu. Karda çarıkla yürümek kolay ama ayakları ıslanmaması için kalın ipten örülmüş 3 yün çorabı üst üste giyerdi.O gün babamın an hazırlığı yapacağını bilir hepimiz sessizce etrafını oturur ortada yanan lambanın ışığı altında seyretmeye çok severdik.
Rahmetli Babam avda kullanacağı av fişeklerini kendi isteğine göre özenle doldururdu. O dönemlerde dumansız barut, saçma, kapsül hepsi ithal ve pahalıydı. Avcılar için bir av fişeği çok değerli olduğu için avda boşa atmamaya diktat ederlerdi. Babam köyün en içi avcısı hem uçar’a hemde kaçara çok iyi atardı. Sabah erken çıktığı için akşamı dört gözle bekler hele bir tavşan vurdu ise çok sevinirdik.
Av kupayımız Çakalı sabahleyin başka bir avcının peşine gitmesin diye akşamdan avluya kapatırdık. Tavuk deliğinini de sıkı sıkıya kapatırdık.
Şayet ava tazı ile gitmiş ise oda bir tavaşan tutu ise odanın baş köşesine geçerdi. ( Onun için ağa tazısı gibi baş köşeye geçmişin derler.)
Bendeki bu hayvan sevgisi genlerimiz geliyor galiba aynı sevgi çocuklarımda ve torunlarımda var. Zaman ve zemin müsait olduğu zaman onlarla birlikte olmak beni çokmutlu ediyor eski günler hatırlatıyor.
Termal tesisimizde 3 ad kangal, 2 ad sibirya kurdu, 2 ad Golden Retriever, 2 ad İngiliz Pointer an köpeği 2 ad yavrusu ile toplam 11 köpeğimiz var.
Tesise gelen büyük küçük misafirlerimiz yuvaları içerisinde onlarlı sevmekte, beslemekte hoşca vakit geçirmekteler.
Bu gün karlı bir ortamda mini futbol sahasına köpekleri eşleriyle birlikte saldık. Torunlarım olmadığı içi onlarla koşup oynayacak kimse yoktu.
Bende sandalyeye oturdum onları seyretmeye başladım,beni 60 yıl öncesi köyde köpeklerle birlikte geçirdiğim günlerim hatırladım. O zaman 12-13 yaşlarında idim, Allah’ın her insana ayrı ayrı verdiği ömrü yaşamaktayız şükürler olsun kimselere muhtaç etmeden 74 yaşımı doldurmak üzereyim. Çocuklarım ve torunlarım ile birlikte tüm ailemizle mutlu huzurlu yaşamamızı kalan ömrümde nasip etsin inşallah.
