Rahmetli babaannemin, dedelerinden ve babasından duyduğu bilgiler doğrultusunda bana sık sık anlattığı anısını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ak Sakallı Mustafa dedem 60 yaşındaymış, Başara köyünü eşkiya ve çeteler basmış. Köy halkının ve Mustafa dedemin de altınlarını, paralarını değerli eşyalarını silahlarını ve atlarını almışlar.
Mustafa dedenin ahırından eşkiyalar istedikleri kadar atını almışlar sesini çıkartmamış. Tam ayrılacakları zaman eşkiya reisinin gözü Mustafa dedemin bindiği özel rahvan atına ilişmiş. O atı da almak istemiş.
Ak Sakallı Mustafa dedem itiraz etmiş, “O atı size vermem, benim bindiğim özel atım onu bırakın” demiş. Mustafa dedemin adamları, köy halkı ve eşkiyalar arasında kavga çıkmış. Eşkiyaların reisi Mustafa dedemin o zaman 20 yaşında olan tek oğlunu kağnının okuna asarak öldürmüşler ve Mustafa dedemin özel atını da alarak köyden ayrılmışlar.
Olayın olduğu tarihte Mustafa dedem 60 yaşında biricik oğlunu kaybetmenin üzüntüsü ile yıkılmış, her şeyden elini ayağını çekerek inzivaya çekilmiş.
Bunu gören köydeki arkadaşları ve dostları Mustafa dedeme (Mustafa Ağaya) “Senin soyunun devam etmesi için senin tekrar evlenmen gerek” demişler.
Arkadaşları dostları “Köyümüzde hiç evlenmemiş 30-35 yaşlarında çil kız var, sen kabul edersen onunla evlendirelim” demişler.
Mustafa dede 60 yaşında 30-35 yaşındaki kızla evlenmiş bu evlilikten bir erkek çocukları doğmuş adını Mehmet koymuşlar.
Mustafa dede yaşadığı sıkıntı ve acılar karşısında hastalanmış hanımına “Şayet ben ölürsem kazandığım altınları tenekeler içerisinde şuraya gömdüm. Oğlum Mehmet 18 yaşına girdikten sonra ona ver” diyerek vasiyet etmiş.
“Benim yaptığım çiftçiliğe devam etsin bunun yanında koyun, keçi ve at yetiştiriciliği yapsın, ticaret yapmaya da devam etsin” demiş. Mustafa dede, oğlu Mehmet henüz bir yaşında iken, 1773 yılında 61 yaşında vefat etmiş.
