Yazılı veya sözlü imtihan olacağımız günlerde akşam yeteri kadar çalışmadıysak, sabah namaz vakti kalkar yatağımızın içerisinde üzerimize yorganı çeker kitap ve defterimizi yastığın üstüne koyar ders çalışırdık.
Bizim oturduğumuz evin bodrum katının ayrı bir elektrik sayacı yoktu. Evin elektrik sarfiyatı tek sayaçla okunur bizim kullandığımız elektriğin parasını kiranın içinde babam öderdi. Bizim kaldığımız bodrum kattaki odanın üzerinde Hüseyin eniştem ile teyzemin kaldığı yatak odası vardı. Ders çalışmak için kalktığımız zaman elektriği yakmamız gerekirdi. Hüseyin enişte sabah namazına kalktığı zaman Camiye giderken bizim odanın elektriğinin yandığını görünce bize elektriği yaktığımız için kızardı. Sabahleyin veya akşam bizi görünce “Gelen elektrik parasından haberiniz yok! Gündüzü bitirdiniz, akşamı bitirdiniz bir de sabah namazında kalkıp elektrik yakarak ders çalışıyorsunuz” derdi.
“Elektriği yakın bakalım yakın, teker dönüyor (Elektrik sayacının diski) para yazıyor. Yırtılan deli Bekir’in yakası, parayı ödeyen Hüseyin enişteniz” diyerek eleştirirdi. Kendi çocukları sabah namazında kalkıp elektriği yakıp ders çalışmadıkları için bizim o saatte ders çalışmamız garibine gidiyordu.
Ders çalışacağımız zaman Hüseyin enişte ışığı görmesin diye 50×50 cm ebadında küçük pencereyi içerden kalın battaniye veya sofra bezi ile kapatır ışığın dışarıya sızmasını önlerdik. Garanti olsun diye birimiz bahçeye çıkar ışığın görünüp görünmediğini kontrol ederdik.
